|

|
 |
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
ÇALIŞAN ÇOCUKLAR VE YENİ YASA TASARISI
Şu
son dönemde
özellikle AKP’nin iktidara gelmesiyle başlayan dönemde yapılan
işler hep şaşırtıyor. Bazen bakıyorsunuz bugüne kadar hiç
görmediğimiz bazı pozitif adımlar atılıyor. Örneğin, beş bakanın
yer aldığı sokak çocukları komisyonu çalışmaları var. Ama bazen
çok kötü ve anlamsız işlerle de karşılaşıyoruz. Bu durum özellikle
son dönemde büyük artış gösterdi. Artık her konuda sadece Recep
Tayyip Erdoğan konuştuğu için ilgili bakan veya genel müdürün
herhangi bir açıklaması ya da konuşmasından değil hep Erdoğan’dan
bahsetmek zorunda kalıyoruz. Geçen haftaki her kadın en az 3 çocuk
yapsın vecizesinin üzerinden bir hafta bile geçmeden bu hafta da
çalışan çocuklarla ilgili yasa değişikliğinin haberi geldi.
Geçen hafta
aile planlaması konusunda tırpan vurucu ve zarar verici
girişimlerin doruğuna, verdiği demeçle ulaşan Erdoğan’ı Sağlık
Bakanı da benzeri bir demeçle destekledi. Sürpriz değil. Ama bu
çocukların şu koşullarda ancak sokak çocuğu olabileceğini, sonucun
hiç de parlak olmayacağını eski Cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman
Demirel ifade etti.
Çocuk Hakları
Sözleşmesini imzalamış ve uyum yasalarının çıkmasıyla
uğraştığımızı zannettiğimiz bir dönemde, bu çalışan çocuklara
yönelik yapılan değişiklikler o denli tezat ve olumsuz ki bu yasa
konuyla ilgili herkesi en hafifinden şaşırttı.
Yeni yasa
tasarısı aslında hükümetin yeni istihdam tasarısında yer
almaktadır. Bu tasarıda ağır ve tehlikeli işlerde çalıştıran
işverenlere sanki teşvik veriliyor ve özendirir nitelikte
kararların olduğu görülmektedir.
Bu tasarıya
göre ağır ve tehlikeli işlerde çocuk işçi çalıştıran işverene her
bir çocuk için 100 YTL idari para cezası verilmesi öngörülüyor.
Halbuki mevcut düzenlemede, işveren kaç çocuk işçi çalıştırırsa
çalıştırsın, bu ceza şimdiki dönem için 904 YTL. Şu andaki geçerli
olan cezanın bile yeterince caydırıcı olamadığını hepimiz
görmekteyken böylesine hafifletici ve caydırıcılık özelliğini
kaybetmiş bir cezayı koymak sadece istediğinizi yapabilirsiniz
anlamına geliyor.
Başka bir
şekilde açıklayacak olursak bu yeni tasarıya göre hükümet dokuz
çocuk çalıştırmayı teşvik etmiş oluyor. Çünkü 9 çocuğa kadar olan
ceza 100 lirayla sınırlı bir cezaya tabii. Bu kanunu ihlal edenler
için cezalar periyodik olarak yükseltiliyor. Halbuki çocukların
ağır işlerde çalıştırılması yasak. İş Yasası'na göre, 16 yaşını
doldurmamış çocuklar ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz. 15
yaşını doldurmamış olan çocukların çalıştırılması da yasak. Ancak,
ondört yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar,
bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam
edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde
çalıştırılabiliyorlar.
Çalışma
Bakanlığı'nın yönetmeliğine göre, 16 yaşını doldurmamış çocukların
çalıştırılmasının arama ve sondaj, metalurji, taş ve toprak,
metal, yapı, kimya, tütün, enerji, nakliye, antrepoculuk gibi ağır
ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasak olmasına akrşın bu
işlerde çocuk çalıştırılmasının yaygın olduğu dikkat çekmektedir.
Yukarıda
özetlemeye çalıştığım üzere hükümetin ne yapmaya çalıştığını
anlamak mümkün değil. Çocuk Hakları Sözleşmesini ben yok sayacağım
ve bundan sonra çocukla ilgili düzenlemeleri kendi kriterlerime
göre yapacağım açıklamasını yapsa, o zaman bu yapılanların hepsini
anlamak mümkün ama söylemlere bakıldığında standartlara uyum ve
uluslararası sözleşmelere göre herşeyin organize edileceği
söylemleri halen hepsinin dilinde. Görünenle düşünülenlerin farklı
olması olasılığı belki burada da geçerli. Spekülasyonları
arttırmak mümkün ama sonuç hep aynı. Faturayı çocuk ödeyecek.
Çalışan
çocuklarla ilgili problem sadece ağır işler kapsamıyla sınırlı
değil. Temel prensip olan "Hiçbir çocuk yaşıyla ve gücüyle
orantılı olmayan işte çalıştırılamaz. Çalıştırılma çocuğun
gelişimine, eğitim, sağlık, oyun hakkına engel olamaz”. İşe
gitmenin okula gidememek, gelişememek olduğunu da bir kez daha
hatırlatalım.
İşveren için
çocuk 'uysal ve ucuz' emek anlamına geldiğinden bunu
önleyebilmenin temel yolu cezanın işverenin ekonomik yararından
da yüksek olmasdır.
Ancak para
cezalarının etkin olması için işverenin çocuk çalıştırmakla elde
ettiği ekonomik yararın üzerinde olması halinde caydırıcılık söz
konusu olacaktır. Bugünkü cezaların bile yeterli caydırıcılığa
sahip olmadığını görmemize karşın bunların azaltılması tamamen
göstermelik bir boyuta dönmesine neden olacaktır.
Bu konuyu
tartışırken etkin denetim için altyapının olmadığına dikkat çekmek
gerekmektedir. Yeterli sayıda müfettiş olmaması, teknik donanım
yetersizliği, organizasyon bozukluğu problemi arttıran diğer
unsurlar. Çözümsüzlüğün başında da bunlar geliyor.
Ama son
günlerde çocuk konusunda en az 3 çocuk yapılmasının istendiği,
arılarla uyuşturucu aranacağını söyleyen Milli Eğitim Müdürünün
olduğu ve çalışan çocuklarda cezaları kaldıran yasa tasarılarının
gezindiği bir ortamı bugüne kadar hiç görmemiştik. Umarım daha da
kötülerini görmeyiz. Çünkü görünen o ki daha da kötü uygulamaları
burada konuşacağız ve yazacağız. Ne diyeyim…
Çocuklara
yazık oluyor, ülkeye olduğu gibi.
|