|

|
 |
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
SAVAŞTA KULLANILAN ÇOCUKLAR
Savaşta kullanılan çocuklar herhalde savaşın en kötü ve iğrenç
tarafını oluşturuyor. Özellikle son 15 yılda güneydoğuda düşük
yoğunluklu savaş olarak isimlendirilen çatışmalarda farklı
boyutlarda zarar gören çocuklar içimizi acıtıyor. İçimizin
acımasından farklı olarak da en kötü boyuttaki ihlallerden biri
olarak karşımıza çıkıyor.
Bu
durum aslında çocuk hakları konusunda çalışan kuruluşların da
farklı tepkilerine yol açıyor. Bazı durumlarda büyük tepkiler
veren bazı kuruluşlar örneğin dershane çıkışında bomba patlaması
ve ölen çocuklar için açıklama bile yapmıyor. Ayrımcılığın o kadar
fazla tipini ülkemizde farklı kurum ve kişilerden geldiğini
yıllardır izleyen birisi olarak bu durum beni şaşırtıyor
diyemeyeceğim ama üzüyor.
Savaşta kullanılan çocuklar başlığı son yıllarda karşımıza
sıklıkla çıkmaya başlayan bir kavram. Bu durum Diyarbakır’da
olduğu gibi çocuklara yönelik bir eylem şeklinde olabileceği gibi
çocukların askere alınarak ya da ellerine silah verilerek
çatışmalara sokulması şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir.
1990’dan beri silahlı çatışmalarda gerçekleşen ölümlerin %90’ının
asker ölümü değil sivillerden oluşmaktadır. Bunun da %80’i kadın
ve çocuklardan oluşmaktadır.
Dünya Sağlık
Organizasyonu (WHO) ve Çocuk Askerlerin Kullanılmasını Durdurma
Kualisyonu’na (CSUC) göre dünyada hala aktif 300.000 çocuk asker
bulunmakta ve 36 ayrı ülkede çatışma içinde bulunmaktadır.
Bu çocukların
büyük çoğunluğu yasal olmayan yollardan alıkonularak, tehdit
edilerek, fiziksel ve duygusal şiddet uygulanılarak savaş alanına
çekilmektedir. Asya ve Afrika durumun en kritik olduğu yerlerdir.
Güney Amerika, Orta Doğu ve Avrupa’da da bu suçun işlendiği
unutulmamalı ve önem açısından arka plana atılmamalıdır.
Geçtiğimiz on yıllık dönemde açıklanan rakamlara göre çatışma
sırasında ya da çatışmanın etkileri yüzünden; 2 milyon çocuk
hayatını kaybetti, 4 milyondan fazla çocuk sakat kaldı, 12 milyon
çocuk evsiz kaldı, 1 milyondan fazlası yetim kaldı ya da evinden
uzaklaştırıldı, 10 milyondan fazlası duygusal travmaya maruz
kaldı.
Çocuklar
silahlı çatışmalardan çok fazla etkilenmektedirler. Meydana gelen
silahlı çatışmalarda hem hedef hem de alet konumundadırlar. Savaşa
sokulmak için evlerinden kaçırılmakta, gönülsüzse zorlanılmakta,
gönüllü olarak başvurmakta, çatışma sırasında öldürülmekte,
öldürmekte, sakat bırakılmakta, sakat bırakmakta, öksüz
bırakılmakta, zorla alıkonulmakta, eğitim ve sağlık haklarından
mahrum bırakılmakta, tecavüze uğramakta, hastalanmakta, aç ve
susuz bırakılmakta, işkence görmekte bunların sonucunda da yaşam
boyu sürebilecek psikolojik rahatsızlıklar çekmektedirler.
Çocukların
çatışma sırasında asker olarak kullanılmalarını kolaylaştıran
birçok sebep vardır; modern silah teknolojisinin ilerlemesi
yüzünden Sovyet yapımı AK-47 ve Amerikan M-16 gibi silahların
kolay taşınabilir ve 10 yaşında bir çocuk tarafından bile
kullanılabilir olması, bu tip silahların kolay ulaşılabilir olması
ve silah edinilmesine karşı herhangi bir kontrol mekanizmasının
bulunmaması¹¹, silahların çok ucuz fiyatlara satılması ¹,
çocukları kullanan silahlı grupların uluslararası savaş
antlaşmalarını rahatça çiğnemeleri gibi sebepler çocuk askerlerin
meydana getirilmelerine katkıda bulunmaktadır.
Bir başka
boyut ise kız çocukların savaşta kullanılmasıdır. Kız çocuk
askerler kendi başına ele alınmasını gerektirebilecek derecede
önemli bir konudur. Silahlı kuvvet olarak erkek çocuklar gibi
kullanılmalarının yanında, cinsel şiddete maruz kalmakta ve
tecavüze uğramaktadırlar. Seks kölesi olarak satılmakta, yetişkin
askerlere ailelerinin rızası ile eş olarak verilmektedir.
Evlendirilme yaşı 12`yi bulmaktadır. Tüm bu cinsel istismarlar
neticesinde kız çocukları cinsel yolla bulaşan hastalıklar
açısından çok büyük risk altındadırlar. Bunun yanında istem dışı
hamile kalmakta, düşük yapmakta, tecavüz sonucu oluşan gebeliğin
sonunda doğum yapmakta, hastalıklarını çocuklarına
geçirmektedirler. Ayrıca maruz kaldığı şiddet ve kötü muamele
hayat boyu sürecek hasarlar yaratmaktadır.
Çocuklar
çatışmalar sırasında onları bekleyen ölüm riskinin yanında birçok
başka faktör yüzünden zarar görmektedirler. Çatışmalara aktif
olarak katılmaları sonucunda ölüm ya da kalıcı sakatlık, çatışma
dışı ölümler, hastalıklar, değişken sağlık koşulları, çalışma dışı
sakatlıklar,uyuşturucu, alkol, aileden ayrılma,
ruhsal/duygusal/psikolojik etkilenim, şiddet/işkence ve infaza
maruz kalma, eğitim alamama bunlardan bazılarıdır.
Günümüzde
çocuk askerlerin kullanımı yaygındır ve yaygınlaşmaktadır.
Çocuk Askerlerin Kullanımını Durdurma Koalisyonu’nun 2004 yıllı
Çocuk Askerler Küresel Raporuna göre halen çocuk askerlerin
kullanıldığı ülkeler şunlardır;
Hükümetler:
Burundi, Gine, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Liberya, Myanmar,
Sudan, Uganda
Hükümet
Destekli Askeri Nitelikli Grup ve Milisler :
Kolombiya, Somali, Guatemala, Sudan, Zimbabve ve Uganda
Resmi
Olmayan Silahlı Gruplar :
Afganistan, Kenya, Kolombiya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti,
Hindistan, Laon, Nepal, Nijerya, Siri Lanka, Sudan, Yemen ve
Uganda
Günümüzde artan ve bilinen çatışmalar yüzünden 2004’te yayınlanan
raporda açıklanmamış daha bir çok ülkede Çocuk Askerler
kullanılmaktadır.
Türkiye’de çocuk askerlik açısından durum nedir sorusuna cevap
olarak şunlar söylenebilir; Ülkemizde askerlik yaşı 19 olarak
belirtilmiştir. Olağanüstü haller durumunda “gönüllü” olarak
askere başvurma yaşı 18`den başlamaktadır. 2004 yılında yayınlanan
Çocuk Hakları Küresel Raporuna göre ülkemizde “Çocuk Asker”
bulunmamaktadır. Fakat başta Çocuk Askerlerin Kullanılmasını
Durdurma Koalisyonu olmak üzere birçok kuruluş PKK’nın 1994’ten
beri sistematik olarak çocukları silahlı kuvvetlerine aldığını
hatta yaşları 8 ile 12 arasında değişen çocuklardan bölükler
kurduklarını belirmiştir. 1998’de PKK’nın 7-18 yaş
arasında 3.000 çocuk bulundurduğu ve bunların %10’unun kız olduğu
belirtilmiştir.
Çocuk askerlerin silahlı çatışmalarda kullanılması, başta
aşağıdakiler olmak üzere Çocuk Hakları Antlaşmasında belirtilen
birçok maddeyi ihlal etmektedir. Bunlar;
Yaşama, hayatta kalma ve gelişme hakkı (Madde 6)
Yaşamak için gerekli temel gereksinimler, yiyecek ve sağlık hakkı
(Madde 24 ve 27)
Sürekli Aile Ortamı Hakkı (Madde 20 ve 22)
Şiddetten korunma hakkı (Madde 36 ve 37)
Eğitim Hakkı
(Madde 28 ve 29)
Kendini ifade
etme, ayrımcılığa uğramama, kimlik Hakkı (Madde 2 , 8 ve 12)
Şiddetten,
suistimalden, kötü muameleden, kişiye zarar verebilecek
eylemlerden korunma Hakkı (Madde 19 ve 32)
Cinsel
sömürüye karşı korunma Hakkı (Madde 34)
Uyuşturucu
maddelere karşı korunma Hakkı (Madde 33)
Görüldüğü gibi
çocukların haklarının ihlal edildiği, günlük yaşamda aklımıza bile
gelmeyen bir çok problem bulunmaktadır. Yılın ilk yazısının
iyimser ve pozitif olmasını ben de isterdim. Ancak Diyarbakır’da
yaşananlar bu konuların bu ülke topraklarında da konuşulması
gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
|