|

|
 |
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
SİGARA VE ÇOCUK
Sigara içmek
herhalde çevrenize baktığınızda en sık gördüğünüz eylemlerin
başında geliyor. Öylesine ki sokakta sigara içmeden yürüyen bir
erkek görebilmek mümkün değil. Kapalı ortamlara girdiğinizde ise
sigara dumanından göz gözü görmüyor. Sigara içenlere sorduğunuzda,
bu benim hakkım içerim kimse karışamaz diyorlar. Öte yandan aynı
ortamda bulunanlar o içen kadar dumandan etkileniyorlar. Pasif
içicilik dediğimiz yani havaya karışan sigaranın dumanından
etkilenmek en az sigara içen kadar o kişiyi etkiliyor. Kısaca
büyük bir problem. Zararlarının yanı sıra sigara içilen ortamda
bulunduğunuzda üstünüze sinen o pis kokudan ise hiç bahsetmiyorum.
Sigara içimi gerçek bir sosyal problem. Ülkemizde de o denli
yaygın ki, istatistikler de aynı şeyi söylüyor. Bir araştırma
dünyada toplam sigara içiminin %50 sinin 15 ülkede yoğunlaştığını,
bunlar içinde de ilk üç içine Türkiye’nin de girdiğini
söylüyorlar. Bu ülkelerin tümünün gelişmekte olan ülkeler olarak
isimlendirilen az gelişmiş yoksul ülkeler olduğunu söylemek
gerekmiyor diye düşünüyorum.
Sigara içimiyle ilgili birkaç sayı vererek tablonun dramatikliğine
dikkat çekmek istiyorum.
1993 yılında
yıllık tüketim 4.7 milyar paket / 22 Trilyon TL
1994 yılında
yıllık tüketim 5.4 milyar paket / 61 Trilyon TL
1995 yılında
yıllık tüketim 5.7 milyar paket / 95 Trilyon TL
2004
yılında günde 17 milyon doları sigaraya harcamış olduğumuzu da
belirtmek istiyorum.
Sadece ekonomik sonuçların rakamları değil daha da önemli olan
sağlık ve sosyal sonuçları ile ilgili olarak da birkaç sayı
vermek istiyorum.
5
yılda (11-19 yaş arası) 5 milyon genç sigaraya başladı. Sigara
içme yaşı ilkokullara, 11 yaşlarına kadar indi. Sanki sigara
içmek bir statü kazandırıyormuş imajının bilinç altına
yerleşmesiyle sigara içimi daha da yaygınlaştı.
Burada sigara ve çocuk dediğimiz zaman iki problemin ön plana
çıktığını görmekteyiz. Birincisi çocuğun sigarayı bizzat içmeye
başlaması. İkincisi ise her ortamda sigara içildiği için çocuğun
sürekli dumana marmuz kalması yani pasif içici konumuna girmesi.
Bizim toplumumuzda artık sigara içmek doğal bir davranış haline
dönüşmüştür. Öylesine doğal bir davranışa dönüşmüştür ki bugün
kapalı yerde sigara içen kimseyi sigara içtiği için uyarmak mümkün
değildir.
Sigara için savaşılması imkansız görünen sosyal ve ekonomik bir
dev imaj oluşturulduğunu söylemek abartı olmayacaktır.
Mevcut resmi olmayan rakamlara göre her yıl ülkemizde 100.000
insanımızı erken yaşlarda sigaraya kurban vermekteyiz. Projeksiyon
yapıldığında eğer önlem alınmazsa, bu sayının önümüzdeki 20 yılda
250.000'e çıkacağı görülmektedir. Başka bir deyişle her gün bir
uçak düşmekte ve 300 kişi ölmektedir. Başka bir örnek verecek
olursak her yıl yüz bin nüfuslu bir şehrimize bir atom bombası
atılmaktadır ya da her gün içi dolu 6 otobüs uçuruma
yuvarlanmakta ve kimse sağ kalmamaktadır.
Şu rakam bence çok çarpıcıdır. Sigaranın yol açtığı ölümler;
trafik, terör, iş kazaları vb. nedeniyle ölümlerin toplamından beş
kat daha fazladır.
Sigaranın çocukta yarattığı etkilerin sadece ölüm olmadığını ve
özellikle kendi yapmadığı bir eylemde yani pasif içicilikle
sağlık, özellikle akciğerlerinde solunum problemlerinin çıktığını
görmekteyiz.
|