|

|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
4320 SAYILI AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUNU BİLİYOR MUSUNUZ?
25 Kasım tüm
dünyada olduğu gibi bizde de Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Günü
olarak anılıyor. Bu tip günler en azından bir gün de olsa
kamuoyunun dikkatlerini bu konuya çekebilmek için yaratılıyor.
Kasım bu açıdan çok hareketli ve yoğun bir ay. Çünkü 20 Kasım
Çocuk Hakları günü, 24 Kasım Öğretmenler Günü. Daha başka örnekler
de var ama en yakın tarihli olanları saymakla yetinelim.
Aile içi
şiddetin iki temel kurbanının kadın ve çocuk olduğunu
biliyorsunuz. Evin içine girdikten sonra dış yaşamın kaygan
zemininden güvenlikli, huzurlu bir ortama girdiğini düşünen çocuk,
şiddetin yaşandığı bir evdeyse, tam tersi bir ortamla baş başa
kalıyor. Yoğun öfke nöbetleri, fiziksel kuvvet kullanımı, dayak
yiyenler, dayak atanlar ve bu durum bir gün geldiğinde onu da
içine alıveriyor. Yapılan çalışmalarda kadına yönelik şiddetin
evde yaşandığı durumlarda çocuğun da % 95 lere varan oranda
şiddet mağduru olduğunu göstermektedir.
Şiddet olgularında hukuki düzenlemelerin olması çok önemlidir.
Çünkü olaya maruz kalan kurbanın sarılabileceği en önemli şey
hukuktur. Ancak bu hukukun var olması ve kabul edilmesi de yetmez.
Bilinmesi ve nasıl uygulanabileceğinin öğretilmesi gerekmektedir.
İşte Türkiye hukuk düzenlemeleri için önemli adımlar atarak
gerekli en önemli kanunu çıkartmış olmasına rağmen aradan geçen 10
yıl gibi çok uzun süreye rağmen bunu yeterli düzeyde hala
duyurabilmiş değil.
4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun çok basit bir şekilde
anlatılacak olursa şunu söylüyor; Eğer şiddete maruz kalınmışsa,
kadının en yakın karakol veya savcılığa başvurması halinde
bekletilmeden işlem yapılacaktır. Yani işlemler yapılacak ve
hemen sığınma talebi karşılanacak veya erkeğin eve yaklaşması
yasaklanacaktır. Başka bir deyişle şiddet mağduru kadın genel
işleyişin getirdiği yavaşlık ve yeknesaklıktan etkilenmeden hemen
korunmaya alınacaktır.
Aşağıda bu gibi durumlardaki şiddet mağduru kadının kanuna bağlı
elde edebileceği avantajlar ve nasıl bir uygulama olduğu kısaca
verilmiştir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce yayınlanan bu
bildiride maddeler halinde uygulamanın nasıl olacağı
verilmektedir.
- Aynı çatı altında yaşadığınız kişilerden şiddet görüyorsanız,
polis, jandarma, savcılık ya da mahkemeye başvurarak koruma
tedbiri isteyebilirsiniz.
- Bu kanundan yararlanmak için masraf, harç ve dosya parası
gerekmez.
- Mahkeme, acil olarak görülür. Tedbir olarak alınacak şiddet
uygulayanı evden uzaklaştırma kararı, en çok altı ay sürebilir.
- Geçiminiz şiddet uygulayan kişiye bağlıysa mahkeme ayrıca tedbir
nafakası belirleyebilir.
- Tedbir kararına uymayan kişi için şikâyette bulunmanız gerekmez,
haber vermek yeterlidir. Polis ya da savcılık doğrudan işlem
yapar. Mahkeme, koruma kararına aykırı davranan eş veya aile
bireyleri hakkında üç aydan altı aya kadar hapis cezası verebilir.
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın 2006 yılında yaptığı
şiddete ilişkin araştırmaya göreyse Türkiye'de kadınların yüzde
53.7'si eşinden, yüzde 2'si kayınpederinden, yüzde 29.8'i
kayınvalidesinden, yüzde 13.3’ü ailenin diğer erkek bireylerinden
şiddet görmektedir.
|