|

|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
ÇOCUK HAKLARINA KATILIM
Türkiye’de çocuk hakları için durum değerlendirmesi yapılırken
belki de en dikkati çeken boyut katılım düşüklüğüdür. Bu katılım
düşüklüğü hem çocuklar için hem de erişkinler için geçerlidir.
Çocuk haklarının bilinirliği ile ilgili yapılan tüm çalışmalar, bu
düzeyin çok düşük olduğunu göstermektedir. Bu durum sokaktaki
vatandaş için de geçerlidir ama daha dramatik olarak çocuğu meslek
çalışmalarında ana eksen olarak alan profesyonel meslek grupları
mensuplarında da aynı durum geçerlidir.
Bu
durum çocuk haklarının ülkemizde yerleşik olamadığını gösteren en
önemli kriterdir. Çünkü birey olarak bilinirliğin olmadığı bir
konuda bilinçli davranabilmek mümkün değildir. Bilmenin ilk adımı
duymak ve bu konuda bilgi edinmek ise çocuk hakları konusunda
bulunduğumuz durum çok vahim boyuttadır.
Bu durumun
aşılmasında belki de öncülüğü ilgili meslek gruplarındaki
kişilerin yapması ve devletin yapamadığı ya da yapmadığı
sözleşmeyi tanıtma boyutunu üstlenmesi gerekmektedir. Türkiye
çocukla ilgili çok sayıda problemi yaşamaktadır. Bu problemler
içinde kamuoyunun farkında bile olmadığı çok ciddi problemler de
bulunmaktadır. Bugün çok az kişi ülke için erken yaşta
evliliklerin getirdiği zararların farkındadır. Daha çocukken
evlendirilen bu çocukların sağlık, şiddete maruz kalma ve eğitim
başta olmak üzere çok sayıda problem yaşadığı gözlenmektedir.
Bunun yanı sıra eroin kullanımı ve buna bağlı ortaya çıkan
ölümler de gazete sayfalarında 3. sayfa haberi olmaktan öteye
gidememektedir. Halbuki kullanımın yaygınlaştığı özellikle Van
gibi bazı illerde dikkat çekici istatistiklerin oluştuğu
bilinmemektedir. Bunlara güneydoğuda yaşanan ama ortaya çıkması
nadir olan fiili livata yani anal ilişki olguları gibi olayları
da eklemek gerekmektedir.
Bu
durumun önlenmesinde çocuk haklarını bilmek ve özellikle
Sözleşmenin en temel prensibi olan çocuğun yüksek yararı
ilkesinden haberdar olmak gerekmektedir. Çocuk Hakları
Sözleşmesini sadece kuru bir yasal metin olarak ele almak doğru
değildir. Böyle baktığınızda anlamlı olmayan bir boyutla karşı
karşıya kalırsınız. Ama Sözleşmenin bir felsefesi olduğunu ve bunu
anlayarak yapılacak çocuk çalışmalarının çok daha etkili olacağını
özümsemek çok önemlidir.
O
yüzden de Marmara Hukuk Fakültesinin öğrencilerinin oluşturmaya
çalıştıkları Çocuk Hakları Kulübü ve benzeri organizasyonlar çok
önemlidir. Üniversitelerde kurulacak çocuk haklarına yönelik kulüp
ve benzeri oluşumların enerjilerini bu alana vermek isteyen genç
arkadaşlar için çok yararlı bir ortamı yaratacaktır. Böyle
organizasyonların tüm ülke geneline yayılması dileğiyle
|