|

|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
“Çocuklarımızı Şiddet Ortamından Korumak Temel Görevimiz”
BUGÜN BUNU UNUTMAMAMIZ GEREKEN GÜNLER OLDUĞUNU HATIRLAYALIM
Şu
son iki haftada yaşanan terör sonucu ölen şehitlerimiz ve
sivillerimiz şiddet ortamının sadece güneydoğu ve doğuda değil
yanı başımızda da hissettiğimiz bir ortama sürükledi.
Şiddet bugüne kadar hep karşı durduğumuz ve olmamasını özellikle
de çocuklar için hiç bir şeklinin olmamasını istediğimiz bir
kavram. Peki nedir bu şiddet dediğimiz şey. Şiddet denildiğinde ne
anlıyoruz? Bugün bunu irdelemenin gerektiğini düşünüyorum. Çünkü
yaşananlar sağduyunun, mantıklı düşünmenin mumla aranacağı günlere
doğru bir gidişatı gösteriyor. Şiddet, karşıt şiddet, öldürmeler,
ölenler, kin, nefret …. Hepsi üzerimize üzerimize geliyor.
Şiddet; cinayet, işkence, darbe (vuruş) ve etkili eylem, savaş,
baskı, suçluluk, terörizm vb. tüm kavramları kapsayan
eylemlerin bütünüdür. Sözlük anlamıyla şiddet; bir kişiye, güç
veya baskı uygulayarak isteği dışında bir şey yapmak veya
yaptırmak; Şiddet uygulama eylemi; Duyguların kabaca ifade
edilmesine doğal eğilim; Bir şeyin karşı konulmaz gücü; Bir
eylemin hoyrat yapısı olarak tanımlamaktadır.
Şiddet terimi bir yanda olgular ve eylemleri; diğer yanda da,
gücün, duygunun veya bir doğa unsurunun varoluş üslubunu
belirlemektedir - İlk anlamıyla şiddet, huzur karşıtıdır. Onu
bozar veya tartışmaya açar. İkinci anlamda söz konusu olan ise
ölçüleri aşan ve kuralları çiğneyen kaba bir güçtür.
Terimin kökenine baktığımız zaman ise şunları görürüz: Şiddet,
Latince violentia’dan gelmektedir. Violentia, şiddet, sert ya da
acımasız kişilik, güç demektir. Violare fiili ise şiddet
kullanarak davranmak, değer bilmemek, (kurallara) karşı gelmek
anlamını taşımaktadır. Bu sözcükler vis ile bağlantılıdırlar. Vis
ise, güç, erk, yetke, şiddet, bedensel güç kullanımı demek olduğu
gibi, nitelik, bolluk, öz ya da bir şeyin asıl yapısı anlamlarına
da gelir. Daha kapsamlı açıklamayla vis sözcüğünün, etken güç, bir
cismin gücünü kullanma olanağı yani etkinlik, değer yaşam gücü
anlamlarını da kapsadığını görürüz.
Sözcüğün günlük kullanımını incelersek çok boyutlu olduğunu
görürüz. Çekirdek kavram “güç”tür. Bu yüzden şiddet dendiği zaman
öncelikle anlaşılan bir bedensel davranışlar ve eylemler dizisi
olmaktadır. Şiddet her şeyden önce vurma ve kötü davranma
eylemidir. Bu yüzden her zaman iz bırakır. Halbuki gücün şiddet
olarak tanımlanabilmesi için belirlenmiş olan normlar çok
çeşitlidir. Bu yüzden neredeyse norm sayısı kadar şiddet biçiminin
bulunduğu kabul edilebilir.
Roma
Hukuku böylesi bir şiddet eyleminin oluşması için Metus
Atrox-Dehşete düşürücü korku- içermesi koşulunu getirmiştir.
Fransız Medeni Hukuku (Yurttaşlık Yasasının 1112.maddesi),
“Sağduyu sahibi bir insanı etkileyebilirliği” yeterli bulmakta ve
bunun “Kişilerin yaşına, cinsiyetine ve koşullarına göre”
farklılıklar taşıyabileceğini kabul etmektedir. Şiddet eylemi
kişinin kendine, malına, yakınlarına karşı önemli bir zararın
korkusunu yaşatır.
Bedensel saldırı olarak şiddet kolaylıkla tanımlanabilir.
Kuralların çiğnenmesi bağlamında ise hemen her şey şiddettir.
Şiddet ortamındaki ‘olacakları önceden kestirememe’ olgusunu,
güvensizlik ortamında da görmek olasıdır. Şiddetin tırmanması
tartışmalarının özünde bulunan güvensizlik duygusunun doğrudan
doğruya şiddet ile ilgili olduğu durumlar oldukça ender görülür.
Güvensizlik ile ilintili kavramlar daha ziyade her şeyin
olabileceği, her şeyin beklenebileceği, günlük yaşamda artık
hiçbir şeyden emin olunamayacağı kavramlarıdır. Başka bir deyimle,
kargaşa ve şiddet birbirleri ile bir kere de burada bağıntılı
olmaktadırlar.
Günümüzde
toplumsal yaşamın bütün yönlerinin idaresi, teknoloji ve kitle
iletişim araçları değiştiği için, şiddetin görüntüsü ve ölçüsü de
değişmektedir.
İnsan
psikolojisinde evrensel olarak varlığı kabul edilen ve cinsellikle
birlikte en güçlü iki dürtüden biri olan şiddet, toplumda pek çok
boyutta gözlemlenen bir olgudur.
Şiddet,
politika başta olmak üzere her konuda ilk kullanılan yöntemdir.
Geri dönüşü olmayan kötü sonuçları yaratan yöntem.
Yukarıda
yazdığım kavramları, açıklamalarını ve neden-niçin ilişkilerini
tekrar tekrar okuyun. Aklı-selimi kaybetmemek ve temel amacımızın
çocuklarımızı barış ortamında yaşatabilmek olduğunu unutmamak
için lütfen bu kavramları dönüp dolaşıp okuyun.
Çocuklarımızı
şiddetten ve şiddet ortamından korumak görevimizi unutmayalım.
Bence şu an için en önemli olgu budur.
|