|

|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
TÜRKİYE ÇOCUK POLİTİKASINI OLUŞTURMAK İÇİN ARTIK BEKLEMEMELİ
Çocuklar için ne yapıyoruz sorusunu soracağınız herkes birçok şeyi
nefes almadan sıralayacaktır. Ama aklındaki hep kendi çocuğudur.
Böyle olunca da çocuklarımız sözcüğü hep havada kalan bir sözcük
olmaktadır.
Hiç
kimse kendi çocuğu dışındaki çocuklar için birşeyler yapmayı
önceliği olarak değerlendirmemektedir. Bu önceliği
değerlendirmeyenler sayıldığında ilk sırada da siyaset yapanlar
gelmektedir. Siyaset yapanlar bu konudan o kadar uzaktırlar ki
iktidara gelindiğinde yaptıkları sadece kadın ve çocuktan sorumlu
devlet bakanını atayıp sonra da ondan bir şeyler yapmasını
beklemekle sınırlı kalır. Ondan sonra devlet adına yapılanlar
çocuk için yapılanların tamamını oluşturur.
Bu
ülkenin çocuk politikası 2007’de hala oluşturulmamış ve üzerinde
tartışılmamıştır. Çocuk politikası sadece günlük yapılanlarla
sınırlı kalmış ve herkes de bu duruma rıza göstermiştir. Sokak
çocukları göz önüne alındığında gündem bununla sınırlı kalmış, kuş
gribi salgını olduğunda da sadece gündeme sağlık sorunları
gelmiştir.
Bu
durumda sağlık ayrı yaklaşımlar göstermiş, sosyal hizmetler kendi
başına çalışmış, eğitimciler birşeyler yaptığında bunu kimseye
danışma gereğini duymamıştır. Herkes bildiğini okumuştur.
Günlük yaşayan, balık hafızasına sahip bir toplumda her şey
çabucak unutulduğundan kimsenin aklına yaşananlar ve sonuçları
gelmemektedir. Bugün korunmaya muhtaç çocuklar konusunda
girdiğimiz çıkmaz, sonuç olarak kahramanlarının çocuklar olduğu
yıllık 4 milyar dolarlık bir kazancın elde edildiği, suç
sektörünün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunları tartışamayan,
konuşamayan ve hiçbir alternatif üretemeyen bir toplum olarak
sadece hayıflanmakla tepkimizi gösteriyoruz. Halbuki SHÇEK’deki
kadrolaşmanın, imam hatiplilerin doldurulduğu kadrolarla yapılan
çalışmaların yetersizliğinin sonuçlarını ve sokakta polislerin
yetersizliğinin çocukların suç çetelerinde çok aktif olarak yer
almalarını sağladığı gibi sonuçları belki de bu konudaki birinci
sorumlu olan Devlet Bakanı bile farkında değildir.
Milli Eğitimdeki kadrolaşmayla kısa dönemli kazançlar elde
ettiğini düşünen siyasi kadrolar kayıplarının farkında bile
olamayacak kadar kötü durumdalar.
Peki
neden? Çünkü bütüncül olan bir çocuk bakış açısına sahip değiliz.
Çocukla ilgili herkes sadece kendi baktığı yerden konuya
yaklaşıyor. Kendisini sadece o konuda yapması gerekenleri yapmakla
yükümlü sayıyor.
Sonuçta çocuk kaybediyor. Türkiye yıllardır çocuk konusunda
makyajlarla bir şeyler yapıyor gözükse de radikal olarak çocuk
konusunda yerinde sayıyor. Biz de çocuk savunuculuğunda sınıfta
kalıyoruz. Çocuk politikası oluşturamadığımız her gün
çocuklarımızı kaybediyoruz.
Seçimler bir fırsat. Çocuk politikası oluşturmak için bir fırsat
ve bunu da siyasi partilere dikte ettirmek için en iyi zaman.
Siyasi partiler programlarında çocuklar için yer ayırmalıdır.
|