|

|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
ÇOCUKLARIN KATILIM HAKKINI GÖZARDI ETMEYİN
Seçimlerin 22 Temmuz’da olması kesinleştiğinden beri seçilme ve
seçme konusunda yaş sınırları spekülasyon konusu. Halbuki hiç
kimsenin itiraz etmeden kabul etmesi gereken boyut demokratik
hakların yaş durumu gözetmeden herkes için olduğudur. Bunu
söylüyoruz ama bakıldığında yaşam pratiğinde hiç de yeri olduğunu
gösteren örnekler olduğunu göremiyoruz.
Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler oturumunda Çocuk Hakları
Sözleşmesini 1989 yılında imzaladıktan sonra bu sözleşmenin
gerektirdiği koşulları sağlamak adına çok olumlu adımlar attığını
söyleyebilmek oldukça zor. Baktığımızda ancak Avrupa Birliğine
giriş süreci başladıktan sonra uyum yasalarının çıkmaya
başladığını görüyoruz. Ama hala o kadar çok konuda çocuklara
yönelik değiştirilmesi gereken kanun başlıkları var ki iyimser
olmakta zorlandığımı belirtmem gerekiyor.
Çocuk Hakları Sözleşmesine baktığımızda çocukların korunması,
yaşatılması, geliştirilmesi ve katılımı haklarının temel
prensipler olarak belirlendiğini görmekteyiz. Bunlar içinde
korunma, yaşatma ve geliştirme konusunda yapılanları sayabilmek
mümkün. Sağlık konusunda, eğitim konusunda, şiddete maruz kalan
çocuklar konusunda yapılanları eleştirebiliriz ama hiçbir şey
yapılmamış deme insafsızlığına giremeyiz. Ama konu katılım hakkı
olunca bunun için bırakın bir şeyler yapılmış olmasını, konuşulan
bir konu bile olmadığını söyleyebilmek mümkün.
Bugün seçimlerden konuşurken en önemli boyutun katılım olduğunu
görmekteyiz. En son seçimlerde katılımın az olması sebebiyle %30
gibi bir oy oranıyla çoğunluğun tek bir parti tarafından elde
edilmesinin olumsuzluklarını herkes gördü ve yaşadı, yaşıyor.
Ama
seçimlerde katılımın olabilmesi için bir demokrasi geleneğinin
olması gerekmektedir. Demokrasi geleneğinin en temel özelliği
katılımdır. Her birey kendisinin demokrasinin temel taşı olduğunun
bilinci içerisinde her karar verilme aşamasında sorumluluğunu
bilerek en basit şekliyle oy vermesini bilmelidir. Sonrasında
görüşlerini anlatabilmek, tepkisini gösterebilmek için eylem
yapabilme hakkına sahip olduğunu da bilmeleri gerekmektedir.
Bilindiği gibi herşeyin başı çocuklukta öğrenilen şeylerle
başlamaktadır. Çocuk yaşamda ne öğreniyorsa, erişkin olduğunda da
bunları uygulayacaktır. Çocuğun okul zamanından başlayarak
kararlara söz sahibi olabilmesi ve bu aşamalarda bir şeyler
yapması gerekir. En basit şekliyle dernek kurabilmesi önemlidir. O
kadar basit düzlemde çocukların ortak görüşlerini dile
getirebilecekleri bir ortamı sağlayabilecek dernek platformunun
bile bugün çocuklar için sağlanamamış olması katılımın yaşama
geçmediğini gösteren en net örneklerden birisini
oluşturmaktadır.
Çocuklara katılım haklarını nasıl kullanacaklarını öğretmek
zorundayız. Katılım hakkının ne olduğunu öğrenmiş, bunu
uygulayabilme bilincine ulaşmış bir birey çocukluğunda öğrendiği
bu yetilerle sesini duyurabilecektir. Çoğunluğun sesi olarak
tanımladığımız demokrasinin gerçekten yaşama geçmesi için ilk adım
çocuklardan başlamaktadır.
Bu
açıdan partilerin seçim meydanlarında konuşurken gelecekle ilgili
planlarında mutlaka çocuklara neler yapmayı düşündüklerini
anlatmalıdırlar. Çocuk politikasını oluşturarak gelecek dönemde
ciddi adımların neler olduğunu anlatmalıdırlar. Siyasi partilerin
tümü geleceğimizi daha iyi yaşamamız için vaadlerde
bulunmaktadırlar. Ama geleceğin en büyük simgesi çocukların bir
politikasını hala oluşturamamış bir ülkenin vatandaşı olma ayıbı
hala üzerimizdedir.
Çocuklara katılım haklarını öğretmeli ve uygulama için ortamı
yaratmalıyız ki çocuklar haklarını savunabilmeleri için seslerini
çıkartsınlar, konuşsunlar, kendilerini ifade etsinler. |