|

|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
SEÇİMLERDE PROGRAMINA ÇOCUK KONULARINI KOYMAYAN PARTİLERE OY
VERMEYİN
Türkiye’nin seçim için 22 Temmuz kararını benimseyerek erken seçim
kararı almasından sonra yeni bir sürece girildi. Bu süreç
içerisinde tüm siyasi partiler doğru buldukları fikir ve
uygulamaları anlatacaklar ve ülkeyi daha iyiye götürmek için
seçmenlerden oy isteyecekler.
Medyadan ve tüm kanallardan bütün siyasi partilerin öncelikli
konularını saptarken hiç çocuk sözcüğünü dile getirmediklerini
gördük ve izledik. Halbuki yapılanların hepsi aslında çocukların
daha iyi bir yaşama sahip olmaları için. Bu açıdan irdelediğimizde
aslında burada çok temel bir çelişki mevcut. Ama buna rağmen çocuk
konularının hiç gündemde olmaması halen yaşanan süreç.
Tüm
siyasetle uğraşan aktörlerin programlarını yaparken bu konulara
yer vermek mecburiyetleri var. Ana kriter olarak hangi konulara
yer vermek zorundalar? Bunun da tartışılması gerekiyor. Çünkü
bugün yapılan çalışmaların tek referansı olması gereken
Türkiye’nin 18 yıl önce imzaladığı Çocuk Hakları Sözleşmesinin
uygulanmasını değil bilinirliğinin bile en iyimser oranda %25
olduğunu hatırlayarak konuya giriş yapalım.
Birleşmiş Milletler dokümanı olarak dünyada Somali dışında tüm
ülkelerin imzalamış olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesinin çocuklar
için daha iyi yaşanabilen bir dünyayı hedeflemiş olduğunu
biliyoruz. Bunun içinde çocukların 4 temel hakkı olduğu
belirtilmektedir. Bunlar çocuğun yaşaması, geliştirilmesi,
korunması ve katılımı haklarıdır. Yani çocuğun öncelikle
yaşatılabilmesinin, korunabilmesinin, geliştirilebilmesinin ve
katılımının sağlanması gerekmektedir.
Bu
temel hakları açtığımızda çocuğun sağlığını, eğitimini, şiddetten
korunmasını, suça itilmemesini, söz hakkının olmasını saymak
mümkündür. 0-18 yaşları arasındaki herkesi çocuk kabul eden
sözleşmenin ilk maddesinde ayrıca şuna dikkat edilmesi gerekir ki
en önemli maddelerinden birisi de 3. maddesinde belirtilen
yapılacak her şeyin çocuğun yüksek yararı adına yapılmasıdır. Yani
yapılacak her eylemin temel ilkesi çocuğun yararını gözetiyor
olmasıdır. Sadece bu madde bile üzerinde konuşmamız ve tartışmamız
gereken bir durumdur. Çünkü baktığınızda bunun ne anlama geldiğini
bile anlayabilme ve pratik uygulamaları adına tartışabilecek bir
ortamın olmadığı görülmektedir.
Bugün çocuk adına baktığımızda ayrımcılıktan başlayarak bir çok
konuda sıkıntılı bir tablonun olduğunu görmekteyiz. Kız çocukların
eğitimindeki rakamlara baktığımızda bile bu ayrımcılığın kız
çocukları aleyhine büyük bir problemin yaşandığını da
göstermektedir. Doğuda ve güneydoğuda çok bariz olarak kız
çocukların okula gidememesi, okutulmaması, erken yaşta
evlendirilmeleri ve töre cinayetlerine kurban gitmeleri gibi her
biri tek başına çok büyük birer problem olan konuların olduğu
görülmektedir.
Demek ki her hükümete talip olan siyasi partinin eğitim ve
özellikle kız çocukların eğitimi konusunda ne yapacağını söylemesi
zorunludur. Burada iktidar partisinin özellikle kız çocuklarına
yönelik yapacaklarında laiklik boyutunu da gözeterek açıklamalar
yapması kamuoyunun beklentisidir. Eğitim dendiğinde imam-hatip
probleminin de tartışılması gerekmektedir. Gereksiniminin çok daha
fazla sayıda mezun veren imam-hatip liseleri probleminin çözümü bu
okulların sadece gerekli oldukları sayıya indirgenmesi ise, o
zaman bunun siyasi parti programlarında açıklanması gerekmektedir.
Çünkü sonuç çocuğun yüksek yararına olmalıdır ve bu liselerden
mezun olan çocukların açıkta, hiç bir şey yapabilecek donanıma
sahip olmadan mezun olmaları gibi sadece bu çocuklar için zararlı
bir durum ortaya çıkmaktadır. Çocuklar alet edilmektedir. Yüksek
yarar ilkesi göz ardı edilmektedir.
Görüldüğü gibi sadece tek bir konudan girildiğinde bile ne kadar
büyük problemler karşımıza çıkmaktadır. Sağlık, korunma ve katılım
sürecinde daha bir çok problemler yer almaktadır. Bunlar ilerleyen
haftalarda da konu edilecektir.
Ama
unutulmamalıdır ki ekonomiyle birlikte güvenlik en büyük problem
olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu problemlerin çözümü kısa ve orta
dönemde de hep çocuklara yönelik çözümlerden geçmektedir. Bu durum
sadece günlük siyaset yapan partilerin gözünden kaçmaktadır. Ama
faturaları herkes birlikte ödemektedir.
22
Temmuz’a kadar bu konuyu yazmaya devam edeceğim. Türkiye yeni ve
doğru başlangıçlar yapacaksa bunu çocuklarıyla yapacaktır. Bunu
unutmayalım. |