|

|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
23
NİSANLAR
Bugün 23
Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı. Her yıl Meclis’te
çocukların sembolik olarak iki saatliğine makamlara oturup ülkeyi
yönetmesi ve temsili yönetimlerinin ilk faaliyeti olarak başta
kendilerini ilgilendiren konular hakkında demeçlerini sunmaları
adettendir. Ancak, bu yıl çocukları dinleyemeyeceğiz. Neden mi?
Çünkü Meclis Başkanı geçen yıl ilk kez bu toplantıların anlamını
bozan bir şey yaptı. 21 yaşında bıyıkları çıkmış bir genci Meclis
Başkanı koltuğuna oturttu. İlk duyuşta anlamsız gelen bu hareketin
nedeni ise imam hatipli olan bu - çocuk diyemeyeceğim - gencin,
imam-hatip sorunlarını Meclis Başkanlığı koltuğundan anlatması.
Belki lafımız daha çok dinlenir diye düşündüğünden kendisi için
anlamı olmadığı anlaşılan geleneksel “Çocuklar Meclis’te”
etkinliğini katletti.
Bu davranış o
kadar çok tepki topladı ki, bu yıl, Meclis Başkanı geçen yılki
davranışını yineleyerek 20 yaşında bir başka imam hatipli genci
konuşturmak ve Meclis Başkanlığı koltuğuna oturtmak istedi. Ama bu
sefer tepkiler ve artık bilemediğimiz bir başka nedenden dolayı bu
düzenlemeyi iptal etti. Böylelikle yılların geleneği siyasete
bulaştırılıp sonra da yok edildi.
Atatürk 23
Nisan 1920’de çocukların haklarının bilincinde olarak, onlara
haklarının simgesi olan Bayram’ı hediye etti. Birleşmiş Milletler
ise bundan 69 yıl sonra Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi imzaya
açabildi. 23 Nisan’ı, çocukların hakları üzerine düşünmemiz
gereken bir gün olarak düşünüyorum. Çocuklarımız Bayram’ın keyfine
varırken, toplum tüm yetişkin yurttaşlarıyla, kamu kurum ve
kuruluşlarıyla, özel sektörüyle, serbest çalışan uzmanlarıyla ve
sivil toplum kuruluşlarıyla çocuklarımız haklarından ne kadar
faydalanabiliyor, neler yapılması gereklidir diye kafa yoruyor
olmalı.
Avrupa
Birliği’nin kapısını zorlamakta olan Türkiye’de çocukların
korunma, yaşama, gelişme ve katılım hakları açısından tablo pek de
parlak görülmüyor maalesef. Çocukların yüksek yararı için olması
gereken koşulların ülkemizde hala oluşmamış olduğunu
söyleyebiliriz.
Çocuk
istismar ve ihmalinin önlenmesine yönelik sağlıklı sosyal
politikaların oluşturulması için resmi makamlar durum tespiti
yapmalı, eksiklikler ve sorunlar belirlenmelidir.
Türkiye’nin en
büyük problemi bir çocuk politikası geliştirmemiş olması sadece
günlük tedbirlerle durumu idare etmeye çalışmasıdır. Çocuk
politikasının acilen yapılandırılarak en azından kısa ve orta
dönemli stratejilerin oluşturulması gerekmektedir. Günümüzde
Devlet’in bir çocuk politikasının olmaması en büyük handikaplardan
birisi olarak dikkati çekmektedir.
Sağlıklı çocuk
politikasının üretilmesine katkı sağlamasını dileyerek kaleme
aldığım
23 NİSAN:
COCUK HAKLARI ve TÜRKİYE
durum tespiti serbest yazıma 0-18.org sayfamızın
Raporlar sekmesinden ulaşabilirsiniz.
Bir 23 Nisan
(2007) gününde daha, hala çocuklarımızın haklarının Türkiye’de
yaşama geçmemiş olduğu görülmektedir. Gelecekte çocuğun birey
olarak kabul edildiği şeffaf bir ortamda buluşma dileğiyle. |