|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
ÇOCUK HAKLARI İHLALLERİNİN ÇÖZÜMÜ NE ZAMAN?
Son yıllarda artık bir çok yerde gündeme gelen çocuk hakları
ihlallerinin sayısının yanı sıra farklı boyutlarda yeni
ihlallerin de arttığı gözlenmektedir. Çocuk haklarının dört temel
prensibi olan koruma, yaşatma, geliştirme ve katılımın ne denli
uygulanabildiği çocuk haklarının ne düzeyde olduğunu
göstermektedir.
Bakıldığında şiddetin ilk sırada geldiğini ya da günlük yaşamda
bizi en çok etkileyen faktör olduğu söylenebilir. Yani koruma
boyutunda büyük sıkıntılar da vardır. Ama geliştirme açısından
eğitimin özellikle de kız çocukların eğitimi ve fırsat eşitliğinin
uygulanmadığı görülmektedir. Geliştirme ve katılım açısından da
sınıfı geçtiğimiz söylenemez.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kurulmuş olan Okullardaki
Şiddeti Araştırma Komisyonunun yaptığı çalışmalar bir çok özelliği
gösterdi. Komisyonun İstanbul'da yaptığı incelemeler, kentteki
bazı semtlerin geçimini tamamen uyuşturucudan kazandığını ortaya
koydu. Özellikle göç eden vatandaşların bulunduğu yerlerdeki
okulların çevresinde uyuşturucu satıcılarının yoğun olarak
bulunduğu görülmektedir. Yani uyuşturucu satışı artık yaygın ve
çok önemli bir problem haline gelmiş durumdadır. Halbuki bundan
çok yakın zaman önce bu problemin yoğun yaşandığı Amerika’da ki
durum bize çok uzak gelirdi. Ama bugün yakınımızda ve evimize
kadar girmiş olan uyuşturucu problemine yönelik halen yapılanların
çok yetersiz olduğunu söylemek gerekiyor.
Bu arada komisyonlar kurarak incelemeye çalışılan okullarda şiddet
konusunda Milli Eğitim Bakanlığının bir araştırma izni için
yolladığı cevap “Bu konuda yapılacak araştırma çocukların ilgisini
bu konu üzerine yoğunlaştıracağından uygun görülmemiştir.” Bu
cevaptan devam ederek bakanlık olaya araştırma gerekiyorsa onu da
ben yaparım anlayışındadır. Ama bakıldığında her gün eklenerek
artan olaylar devam etmektedir. Maalesef de artan olayların
sayısından çok kullanılan şiddetin dozu olmaktadır.
Türkiye yüzölçümü büyük ve refah dağılımının dengesiz olduğu bir
ülke olduğu için birçok konuda batıda daha iyi rakamlar ancak
doğuda kötü rakamlarla karşılaşıyoruz. İstanbul metropol olmasına
karşın bakıldığında burada da kötü bir tablonun olduğu
görülmektedir. Örneğin kentte öğretmen açığının çok yüksek olduğu
görülmektedir. 400 okul, dokuz bin derslik ve 17-18 bin öğretmen
ihtiyacı olduğu görülmektedir. Bir çok okulun fiziksel
koşullarının yetersiz olduğu, öğrencilerin spor yapabilecekleri
alanların ise çok sınırlı olduğu görülmektedir.
Çocuk pornosu konusunda 3 ay önce alevlenen kamuoyu neredeyse bu
konuyu unuttu. O günlerde çok tartışılan internet kafeleri bugün
konuşulmuyor. Halbuki internet kafelerinin tüm denetimlere
rağmen yasalara uygun çalışmadığı görülmektedir. Sigara yasağı, 12
yaşından küçük çocukların alınmaması gibi kuralların hiç
uygulanmadığının da altını çizmek gerekmektedir. Ayrıca porno
sitelerine girişi engelleyen filtre sisteminin de kullanılmaması
da bir başka önemli boyuttur.
Suça itilen çocuklar konusuna baktığımızda ise görevini yapmayan
kurumlar denildiğinde belki de ilk sırada sayılması gereken Adalet
Bakanlığının hiç bir uygulamada pozitif bir yaklaşımdan
bahsedemediğimizi söylemek gerekiyor. İstanbul’da rakamlara
baktığımızda Bayrampaşa Cezaevi'nde 634 hükümlü ve tutuklu çocuk
bulunmaktadır. Bunların 273'ü 18 yaşında, 197'si 17, 91'i 16, 61'i
15, yedisi 14, dördü 13 ve biri de sekiz yaşındadır. Çocukların
287'si yağma, 88'i hırsızlık, 50'si uyuşturucu, 69'u gasp, 62'si
adam öldürme, 36'sı cinsel suç, 34'ü yaralama ve sekizi de terör
suçlusudur. Ama her ilde olması gereken rehabilitasyon
merkezlerinin yerine sadece Bayrampaşa’dan bahsetmemiz onun da
rehabilitasyon merkezi değil sadece çocuk ve kadınlara özel yer
ayrılmış cezaevi olması düşündürücüdür. Adalet Bakanlığını ilk
sıraya koyarken polisin yakalayıp sonra serbest bırakmak zorunda
kaldığı çocuklar için hala bir şey yapılmamış olması çocukları da
hedef tahtasına toplum tarafından yerleşmiş olması sonucunu
getirmektedir.
Çocuk hakları ihlalleri için daha bir çok şey sayabiliriz. Ama
siyaseten hiçbir partinin ve yöneticisinin gündemine halen çocuk
haklarının girmemesi çok düşündürücüdür. Evet komisyonlar
kuruluyor ama Adalet başta olmak üzere İçişleri, Milli Eğitim ve
Devlet Bakanlıklarının halen çocuk konularına yan konu olarak
yaklaşması ve genç, deneyimsiz elemanlarının görevlendirilmesi
devam etmektedir.
Bugün hala uğraşılırsa çözüm bulma umudu taşıyan çocuk hakları
ihlallerinin yakın gelecekte bu noktayı geçmiş olarak karşımıza
çıkacağını anlamak için konunun uzmanı olmak gerekmiyor. Bu yüzden
çözümlerin sadece sert tedbirlerde olmadığını ve toplumun
eğitiminin göz ardı edildiğinde şansımızın kalmayacağını bir kez
daha hatırlatmak istiyorum. |