|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
HER
ŞEYİ BOZMAKTA BİRİNCİYİZ
Sembolik yaklaşımların ifade ettiği değerleri kirletmeyi marifet
sayıyoruz. Bu herhalde akıllılık ve çalışkanlıktan ziyade
kurnazlığın daha çok prim yapan ve işe yaradığı bir toplumda
yaşıyor olmamızdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum.
23
Nisan’da yıllardan beri geleneksel olarak o güne özgü çocukların
yönetici makamlarına oturarak çocuk görüşünü ifade etmeleri ve
kısa süreli yöneticilik yapmaları adet olmuştur. Bu güzel bir
gelenektir çünkü bu kısa sürede de olsa çocuk görüşünü duyabilmek
ve günün çıkarcı ve sığ yaklaşımlarından farklı bir şeyler
duyabilme şansını elde edersiniz.
Yıllar içinde o günlerde çocukların görüşleri gerçekten anlamlı ve
kısa da olsa bizi düşündüren cümlelerini duyduğumuz anlar olarak
tarihe geçmiştir. Hatta yaklaşık 5 ya da 6 yıl önce yapılan
organizasyonlarla kurulan her ilde çocuk meclisi yaklaşımları
olayın organize olmasını sağlamıştır. Böylelikle kurulan çocuk
meclisleri çok daha uzun süre çalışmakta, bölgesine özgü
problemleri dile getiren bir çalışılmış metinle 23 Nisan günü
mecliste konuşabilmektedir.
Çocuk Hakları Sözleşmesinin ilk maddesi 0-18 yaşları arasındaki
herkes çocuktur demektedir. Bu da şu anlama gelmektedir ki
çocuklarla ilgili yapılan her şey 18 yaşından küçük çocuklara
yönelik ve onlarla yapılmalıdır.
Ama
geçen sene 23 Nisan’ın en tipik toplantısı olan meclis
başkanlığına bir çocuğun oturması sırasında orada o, o koltukta
bıyıkları terlemiş kocaman bir erkek çocuğunu; erkek çocuğu
diyorum ama sözün gelişi gencini gördük. Oraya oturan bu delikanlı
yaptığı konuşmada sadece imam hatiplilere yapılan ayrımcılıktan
ve dinine olan bağlılığından bahsetti.
Bu
durum tepkilere yol açtı. Çünkü bu toplantılarda yılda bir kez de
olsa çocuğun haklarından ve yaşadığı sorunların kamuoyu ile
paylaşılması hedefleniyordu. Ama bunun yerine imam hatip problemi
konuşulmuştu. Burada Meclis Başkanının bu yıl da yinelediği neden
bilmiyorum size inandırıcı geliyor mu ama bana hiç inandırıcı
gelmiyor. Bu toplantıların öğrenci toplantısı olduğunu, o yüzden
oraya çıkacak kişinin 18 yaşından küçük olması gerekmediğini
söylüyordu.
Her
fırsatı ben kendi inançlarımı ve hedeflerimi gerçekleştirmek için
kullanırım diyenlerdenseniz buraya kadar anlattığım olayların
normal olduğunu düşünebilirsiniz. Ama sadece yılda bir gün
çocuklara dikkatlerin toplandığı bir günde amacı ne olursa olsun
bunu saptırmanın sonuçta sadece çocuklara zarar verdiğini görmemek
için ya kör olmak gerekiyor ya da çocuk kavramının hiçbir şey
ifade etmiyor olması lazım.
Bu
yıl ise baştan herkese 21 yaşında imam hatipli bir öğrencinin 23
Nisan günü meclis başkanlığına oturacağı ve oturum yöneterek,
konuşma yapacağı ilan edildi. Bugünden geçen yıl söylenen sebep
dile getirilerek bu toplantının çocuk değil öğrenci toplantısı
olduğu söylenerek herkes kendince “ne varmış ki“ moduna geçti. Ama
görmüyorlar ya da umursamıyorlar ki 23 Nisan toplantılarına
siyaset karıştırarak bunu öldürüyorlar. Çocuğu siyaset üstü
tutamadığınızda kirliliğin önlenmesi mümkün olmaz. Çocuk Hakları
Koalisyonunda farklı şekillerde bunun yaşandığını görmüş birisi
olarak siyasetin getirdiği kirliliğin çocuklara ve onların
sorunlarına getirdiği zararların yararlarına göre çok daha fazla
olduğunu tekrarlamak istiyorum.
Ama ülkenin
iki numaralı makamında oturan bunu yapıyorsa sivil toplum
kuruluşundaki birkaç genç böyle bir şey yapmış çok şaşırmamak
gerek diye düşünüyorum. |