|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
İSKENDERİN DÜĞÜMÜ ÇÖZDÜĞÜ GİBİ HER PROBLEMİ ÇÖZEMEZSİNİZ
Kadına yönelik
şiddet, çocuk istismarı ve çocuk pornosu gibi toplumda yaşanan
problemlerin çözümü konusunda herkesin bir fikri vardır. Bu ne
yapsan boş, hiçbir şeyi değiştiremezsinden başlar bunu yapanlardan
bir kaçını ibreti alem için Taksim meydanında sallandırmaya kadar
uzayan bir seçenekler listesine uzanır.
Özellikle kadına yönelik şiddet konusunda bu söz konusu olduğu
zaman çocuktan farklı olarak olayı yaşayan kadının durumu da önem
taşır. Çünkü şiddete maruz kaldığı zaman çocuğun yaş, fiziksel ve
ruhsal direnç anlamındaki doğal zayıflığı kadında söz konusu
değildir. Yani kadındaki zayıflık öğrenilmiş bir zayıflıktır.
Aslında kadının aynı yaş kuşağında olduğu, ruhen ve fiziksel
olarak direnç gösterebileceği bir konumu vardır. Ama yaşadığı
toplumdaki çok uzun zamanlardan beri var olagelen kadın
zayıftır, kadın ikinci sınıf insandır ve bunun benzeri
yaklaşımların var olmasından dolayı yaşadıklarını kabullenen bir
duruma düşer.
Bizim ülkemizdeki duruma baktığımız zaman doğuya ve güneydoğuya
doğru gidildiğinde bu artık tartışmasız bir de facto duruma
dönüşür. Aynı kadın burada görünmeyen ve yok varsayılan birisidir.
Burada törelerden bahsedilebilir, yöre insanının değer
yargılarından bahsedilir ama hepsinde kadının tarafından
bakıldığında bir öğrenilmiş çaresizlik vardır. Yani kadın
kendinden öncekilere bakarak bu durum böyle imiş benim de
yapacağım bir şey yok, bunu kabullenmek zorundayım demek zorunda
hisseder.
Eğer
kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesini istiyorsanız, o zaman
birkaç cepheden olaya yaklaşmak ve hepsinde de bir şeyler yapmak
gerekir. Önce bugün yaşananlara bir çare üretebilmek ve hemen bir
çözümü oluşturabilmek için uygulamada yapılacaklar vardır. Burada
bu konuyla ilgilenen resmi görevlilere net ve tanımlanmış bir
görev vererek durdurmak gerekir. İşte aileyi koruma kanunu bu
yüzden çıkmıştır. Bu kanuna göre şiddete maruz kalan kadın polise
ve savcıya başvurduğu zaman hemen, beklemeden önlem alınması
gerekmektedir. Bu önlem kadının güvenli bir yere yerleştirilmesi
veya şiddeti uygulayan adamın ortama yaklaştırılmaması şeklinde
olabilir.
Şimdi bu noktadan baktığımızda hemen görünen şudur: Acaba bunu
yapabilecek yer ve donanım var mıdır? Savcılık ve polis bu konuda
bu kadar dikkatli ve hızlı hareket etme konusunda yeterli
duyarlılık ve bilgiye sahip midir? Çünkü eğer bu iki durum
oluşmuyors,a o zaman istendiği kadar kanunlar çıkartılsın,
yönetmelikler yapılacakları söylesin, anlamı olmayacaktır. Üçüncü
faktörde böyle uygulamaların olduğunu ve yapabilme hakkı olduğunu
kadınlara yani hedef gruba anlatmaktır.
Görüldüğü gibi kanunu çıkartmak ve uygulayıcılara hadi yapın demek
yetmiyor. Sosyal problemlerin doğası gereği başka şeylere de
ihtiyaç var. Genellikle bizim gibi göçer gelenekten gelmiş
toplumlarda uzun vadeli yaklaşımlar gereksiz bulunur ve anlamı
yok sayılır. Eğitimde o zaman çok yararlı bir araç kabul edilmez.
Çünkü insanlara belli konularda bilgi vererek bilgilendirmek ve
duyarlılık yaratmak anlamsız çaba gibi gözükür. Bu, yarınları
düşünmeden yaşayanlara sadece bugüne bakarım diyenlere iyi bir
formüldür. Ama maalesef kadına yönelik şiddet, aile iç şiddet ve
çocuk istismarı gibi konularda bu durum çare olmaz.
Bilgiyi konuyla ilgili çalışan ilgili bilim dallarından ve
meslekten gelenlerin oluşturacağı ortaklıkla yaratmak ve buna göre
sadece kısa dönemde değil orta ve uzun dönemde de yapılacakları
ortaya koymak bir çok kişiye gereksiz gelse bile özellikle bizim
gibi kaynaklarını israf etme lüksü olmayan ve pratik çözümlerini
sürekli kılmak zorunda olanlar için mecburiyettir. Buna toplumun
konuyla ilgili bilgisizliğini de eklediğinizde bunun ne kadar
gerekli olduğu daha net ortaya çıkmaktadır.
Ama
hala bugün bu çalışmalara gereksiz diye bakanların sayısının
yüksekliği, ne yapılacaksa hemen yapılsın diyenlerin sayısının
çokluğu bu konularda çözüm üretebilmenin zorluğunu ortaya
koymaktadır. Keşke her şey İskender’in düğümü çözdüğü gibi
çözülebilseydi. O zaman ihtiyacımız sadece bir kılıç olacaktı.
Problemler böyle çözülmüyor. Çözümler için formüller üretmek ve
bunların nasıl uygulanabileceğini de söylemek gerekiyor. Yoksa her
zaman o anda kim daha kuvvetliyse onun dediği olur. Bugün bu
yaklaşımın geçerli oluyor olması doğru olduğunu göstermiyor.
İnsanları hayvanlardan ayıran düşünebilmekse o zaman bunu da
kullanabilmek gerekiyor. |