|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
BÜTÜN SUÇ SOSYAL HİZMET UZMANININ MI?
Kadına ve çocuğa yönelik şiddet olgularında, güç koşullardaki
çocuklar konusunda çalışmalar yapmak multidisipliner bir
çalışmayı gerektirir. Ancak sosyal hizmet uzmanlarının görevi
diğer meslek gruplarına göre daha önde gelen ve kilit bir
görevdir. Çünkü çocuğun aile ortamının ve yaşadığı yerin
özelliklerinin belirlenmesinden başlayarak yaşanan olaylar sonucu
koruma altına alınması aşamasında görev ağırlıklı olarak hep
sosyal hizmet uzmanlarının üzerindedir.
Gelişmiş ülkelerde sosyal çalışmacı olarak belirlenen bu meslek
grubunun ne yaptığı ve ne denli önemli görevleri üstlendiği
kamuoyunda bilinirken bizde kamuoyunun bilgisi kısıtlıdır. Ayrıca
gelişmiş ülkelerde bu meslek grubunu seçenlerin iyi yaşam
koşullarına sahip olmaları mesleği herkes için cazip kılmaktadır.
Sosyal çalışmacılar çocuk kadar kadınlarla, hastalarla,
mahkumlarla ve bir çok grupla ilgili çalışmalar yapmakta ve en
önemli rolleri üstlenmektedir.
Halbuki bugün bizde durum her geçen gün kötüye doğru gitmektedir.
Cumhuriyet tarihinin en büyük yoksulluğunu yaşayan toplumumuzda
risk altındaki nüfusun sayısı da hızla artmaktadır. Şiddetin
paralel olarak artış göstermesi de problemi katlamaktadır. Çok
genel olarak şiddet, istismar, uyuşturucu, eğitimsizlik, porno,
çete suçları gibi bir çok olayın çok büyük artış göstermesi
vatandaşın devlete çözüm arayışları neler olacak sorusunu
sordurtmaktadır.
Özellikle çocukların maruz kaldıkları istismarlarda fiziksel
istismardan cinsel istismara kadar geniş bir yelpazede çocuklar
mağdur durumda olup yaşadıkları ortamdan alınarak kurumlara alınma
zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu noktada da toplumdaki
güvensizlik üst düzeye çıkmaktadır. Çünkü Malatya’daki yuvada
yaşanan olaylar herkesin hala zihnindedir. Toplum bunların
faturasını sosyal hizmet uzmanlarına kesmektedir. Halbuki
bakıldığında meslek elemanları olarak nitelendirilen sosyal hizmet
uzmanlarının sayısının çok yetersiz olduğu ve bunların da çok kötü
şekilde istihdam edildiği bilinmektedir. Hizmette konu hakkında
bilgisi olmayan elemanların kullanıldığı, sosyal hizmet uzmanının
görevlerinin dışarıdan tutulan temizlik şirketi elemanlarına
yaptırıldığı sadece Malatya’da değil bir çok yerde yaşanan
olaydır.
Beklenen,
çocukları zor ortamdan alarak onlara yuva olan yerlerde
bakımlarını sağlayan bu insanların toplumun sevgi ve saygısını
almasıyken bugün tam tersi güvensizlik ilk duygu olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Her
dönem her iktidar SHÇEK da partizan atamalar yapmış ve bunun
olumsuz sonuçları hep yaşanmıştır. Ancak bugün bir çok ilin SHÇEK
müdürünün meslek elemanı olmayışı ama çoğunun imam hatip kökenli
olması çarpıcı bir sonucu da beraberinde getirmektedir. Hizmetler
başarısız olmakta, çocuklar sahada sahipsiz kalmaktadır. Sahada
sahipsiz kalmak demek sokaklarda çocukların durumunu bilememek,
doğru teşhisleri koyamamak ve gerektiğinde önlemleri alamamaktır.
Bunun örnekleri çoktur ama İzmir örneğindeki 3 aylık bebeğimiz çok
yeni olduğundan bu örneği bir kez daha hatırlatıyorum.
Demek ki problem sosyal hizmet uzmanından çok kurumsal boyutta
yani SHÇEK te ve onu idare eden bakanlık anlayışında. Zaten halen
tek okuldan mezun verebilen ve YÖK ün kurmadığı yüksek okullar
yüzünden sayısal sıkıntıyı aşamayan sosyal hizmet uzmanları
ayrıca SHÇEK bünyesinde çocuklar, kadınlar, özürlüler, yaşlılar,
yoksullar gibi çok geniş bir spektrumda hizmet vermek zorunda
kalmaktadırlar. Bu da çok kısıtlı bütçeyle yapılabilmesi daha de
güçleşen bir görev olmaktadır. O yüzden de başta insan kaynakları
olmak üzere tüm kaynakların israf edilmeden en iyi şekilde
kullanılması zorunluluktur.
Bugün sokağa baktığımızda problemlerin sadece artmış olması değil,
bu problemleri yaratan unsurların da şekil değiştirdiği
görülmektedir. Bireysel suçlu olan anne-baba, öğretmen, sokaktaki
adamdan çocuğu cinsel sömürü ve gasp için kullanan çete suçlarına
doğru bir dönüşüm içinde olduğumuz çok açık bir tablo olarak
gözükmektedir. Bu durum yapılacak çalışmanın niteliğini de
değiştirecektir.
Başta çocuktan sorumlu devlet bakanı olmak üzere tüm yetkililerin
konu hakkında nasıl bir çalışma modeline dönüşülmesi gerektiğini
tartışmaları ve bunu başta akademisyenler olmak üzere ilgili
taraflarla konuşmaları gerekmekteyken farkında olduklarını dahi
gösteren bir harekete ve konuşmalarına rastlanmaması üzücüdür.
Çünkü bakanlar gelip geçiyor ama ülke bizim. Bu problemler de süre
geçtikce daha da büyüyerek çözümü daha da sıkıntılı bir boyuta
dönüşmektedir.
Çocuklarımız sokakta, cinsel sömürüde, gasp çetelerinde ve diğer
problemlerde artan sayıda mağdur konumdalar. Bugün sayısal
verilere dahi ulaşamayan bir konumdayız. Nerede hangi çocuklar bu
problemleri yaşıyor ve acı çekiyor, bilemiyoruz. Ama bunun
faturasını sosyal hizmet uzmanlarına çıkarmayalım. Bu problem
multidisipliner çözüm gerektiren bir problem. Akademisyenleri,
sivil toplum kuruluşları ve hukukçular, psikologlar, tıpçılar,
sosyologların da katılımını gerektiren bir sorun. Hep birlikte
çalışmayı gerektiriyor.
Sosyal hizmet uzmanı eşittir Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
kurumu değildir. O yüzden en yetkili ve hizmet için en büyük
kapasiteye sahip olması tek sorumlu olarak SHÇEKi görmeyi
gerektirmiyor. Herkes elini taşın altına sokmalı ve çözümleri
aramalı.Gecikmeden bunun arayışına girmek gerekmektedir.
|