|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
02
EKİM DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ
Dünya Çocuk Gününde çocuk haklarını 18 yıl önce imzalamış bir ülke
olarak hiç de iyi bir noktada olmadığımızı söylemek mümkün.
Özellikle son dönemde farkına varmaya başladığımız
çocuk kaçırma, çocuk fuhuşu ve çocuk
pornosundaki artış gelecek 3 yılda çok daha kötü günlerin
bizi beklediğini göstermektedir.
Cinsel istismarın fiziksel istismara göre genellikle saklı kalması
da toplumda cinsel istismarın daha az görüldüğü gibi bir
yanılsamaya yol açmaktadır. Ama istismar
kurbanı olan çocukların yardımına koşabilecek kuruluşların çok az
olması ve bunların da yeterince çalışmaması da problemi
arttırmaktadır.
Dünyada bu konuda çok yararlı bir sistem olarak çalışan, istismar
olgularının gün yüzüne çıkartılmasında önemli rol oynayan
Alo-imdat hatlarına ülkemizde yeterli telefonun gelmediği
görülmektedir. Yaklaşık bir yıldır
(0216) 450 54 54 numaralı çağrı merkezi aracılığıyla cinsel
istismar kurbanlarına hizmet vermeye çalışan Sokak Çocukları
Rehabilitasyon Derneğine beklenenin
sadece % 25 i kadar telefon gelmiş olması önemlidir. Bunlardan % 8
inin aile içi cinsel istismar olgusu olması altı çizilmesi
gereken bir durumdur. Ensest olgularındaki en önemli nokta
çocukların aile içinde başta, baba, ağabey veya aile bireylerinden
birisi tarafından istismara maruz kalmasıdır.
Bu durumda
Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumunun özel bir çalışması ve uzman kurumu olmadığından
istismar mağduru çocuklar herhangi bir yurda
yerleştirilmektedirler. Bu durum, 2006 da Avrupa Birliği
kapısındaki Türkiye’nin ayıbıdır.
Ayrıca çocuk pornosu, çocuk fahişeliği ve uyuşturucu üçgenindeki
faaliyetin ülkemizde çok artması bir an önce harekete geçmeyi
gerektirmektedir. Tayland, Malezya gibi
çocuk fahişeliği için seks turizminin yapıldığı bir ülke olma
olasılığı her geçen gün artmaktadır. Kuşadası, İstanbul ve
Marmaris’te buna benzer olguların saptanmış olması alarm
vermelidir. Polisin bir an önce bu
konuda uzman bir ekibi yerleştirmesi ve uluslararası işbirliği ile
çocuk seks turizmi konusuna el atması gerekmektedir. Yarın
çok geç kalabiliriz.
Çocukların istismarına toplumsal duyarlılığın da çok düşük olduğu,
Alo-imdat telefonlarına olayı görenlerin bildirmemelerinden ve
“bana ne” demelerinden anlaşılmaktadır. Bunun bir adım sonrası
sivil toplum çatısı altında bir şeyler yapmaktır ama biz ilk
aşamada vurdum duymazlıkla bildirmeyi bile gerekli duymuyoruz.
Toplumsal açıdan bu duyarsızlık ve bana necilik de kanayan bir
yara niteliğindedir. Her şeyi resmi kurumlardan bekleyemeyiz.
Türkiye çocuk ombudsmanını (kamu denetçisi) bir an evvel seçmeli
ve çocuk haklarını gündeme taşımalıdır.
Yarın çocuklar için çok geç olacaktır. |