|

|
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
ÖNCE ZARAR VERME
Çocukla ilgili yazılanlara baktığımızda çok dinamik ve değişken
bir ortamla karşılaşmaktayız. Bu tablonun içinde olumsuz
olanların olumlu olanlara göre daha az olmasının moralleri
bozmaması gerektiğini baştan belirterek neler yaşandığına bir göz
atalım.
Çocuğa yönelik
şiddet olgularının artık her gün gazete başlıklarında kendine yer
buluyor olması mutlaka sizlerin de gözüne çarpıyordur. Bu durumun
şiddetin artması ve yaygınlaşmasının bir işareti olduğuna sizler
gibi bizler de katılıyoruz. Ancak küçük de olsa bu istismar
olaylarının var olduğuna ait farkındalığın artmış olmasını göz
ardı etmemek gerektiğini de belirtmek gerekiyor. Eskiden
istismarın farkında olmadığı için, bilmediği için atlayan,
gördüğü olaylara bu gözle bakamadığı için istismar olduğunu teşhis
edemeyen meslek gruplarının artık gördükleri zaman olayı teşhis
edebilmelerinin de olayların ortaya çıkmasında önemli rol
oynadığını belirtmek gerekiyor.
Bunu
yazarken yaklaşık bir yıldan beri sürmekte olan ve Sokak Çocukları
Rehabilitasyon Derneği’nin Sağlık Bakanlığı Türkiye Üreme Sağlığı
Programı kapsamında Avrupa Birliği fonlarından yararlanarak
sürdürmekte olduğu proje çerçevesinde yapılandırılan Çocuk Destek
Hattı’na (ihbar ve bilgi hattı) gelen telefonlarla ilgili iki
gözlemimi aktarmak istiyorum.
Tüm
duyurulara rağmen vatandaşımız gördüğü olayları bildirme konusunda
duyarsız ve “bana ne, beni ilgilendirmez” tavrına sahip. İlk önce
bunun altını çizmem gerekiyor. İkinci ise bu hattın temel amacı
buraya gelen ihbarları yetkili makamlara yani Sosyal Hizmetler
Çocuk Esirgeme Kurumuna veya Çocuk Polisine bildirmek, yani
Kurumların ulaşabileceği olgu sayısının artmasını sağlamak. Bu
aksiyonda işbirliği temel hedeftir ancak, dernek olarak yapılan
başvurulara kayıtsız kalınmasından öte “bize iş çıkartmayın”
yaklaşımının yaşanıyor olmasıdır. Bu konuda yapılması gerekenlerin
başında konuyla profesyonel olarak ilgilenen kişilere yaptıkları
işin önemini ve değerini anlatmak gelir. Bununla ilgili çağrı
kayıtlarını saklıyorum ve proje sonunda da kamuoyuyla paylaşmayı
planlıyorum.
Bu
kadar olumsuz tablonun yanına başka olumsuzluklar da eklemek
mümkün. İşin bilenler tarafından değil, başka kriterler
gözetilerek yapıldığı bugünün Türkiye’sinde özellikle uzmanlık
gerektiren çocuk koruması gibi konularda başıboşluk ve ilgisizlik
çok ön plana çıkan faktörlerdir. Ancak biraz da olumlu boyutlara
bakmak gerektiğini düşünüyorum.
Özürlüler özellikle çocuklar boyutunda bugüne kadar çok gözardı
edilmiş bir konudur. Birleşmiş Milletler uzun zamandan beri
sürdürdüğü çalışmalar sonucunda bugünlerde özürlü hakları
sözleşmesini yayınlamak üzeredir. Yirmiki ülkenin imza koymasıyla
dünya gündemine taşınacak olan özürlüler konusunun herkes
tarafından gereken ilgiyi göreceği umudunda olduğumu hemen
belirteyim.
Çocuk konusunda ülke gündeminde önemli yer alacak olan bir başka
konunun ise ülke raporu olduğunu belirteyim. Beş yılda bir Çocuk
Hakları Sözleşmesine imza koymuş ülkelerin Birleşmiş Milletlere
rapor vermesi şeklinde gerçekleşen prosedürün ülkemizde de
gecikmeli olarak şimdi yapılma zamanının geldiği görülmekte.
Konuyla ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarının biraraya
gelerek ülke raporuna alternatif rapor hazırlaması çalışmaları da
başlamak üzere. Ülke gündemini uluslararası arenaya taşımak için
ve durumu değerlendirmek için iyi bir fırsat olduğunu düşündüğüm
bu konunun gerektiği gibi gerçekleşmesi için elbirliğiyle
çalışılacağını belirtelim.
“Çocuk beklemez” gerçekten önemli bir saptamadır. Ülke gündeminde
kendine gerekli yeri bulamayan ve bu konudaki çalışmaların dağınık
olması ve gerektiği gibi yapılamadığı ortamlarda öncü çalışmaların
arkadan gelenlere ışık olması büyük önem taşımaktadır.
Çocuk konusunda yapılan çalışmalarda çocuk objesinin siyasi ve
dünya görüşlerinin önünde objektif olarak değerlendirilmesinin
bugün gözardı edildiği, çocuk adına konuşan bir çok kurum ve
kişilerin tavrında gözükmektedir. Çocuklarla ilgili olumsuz
durumlarda belli olaylarda büyük tepkiler verip diğer zamanlarda
susanların da çocuk konusuna verdikleri zarar zaman içerisinde
ortaya çıkacaktır. Bugün çocuk hakları ve korunması konusundaki
bilgi, hizmet sınırlıdır. Bu açıdan çalışmalarda bilgi üretimi ve
paylaşımının yapılması da önemlidir. Bu konuda da önemli
eksiklikler göze çarpmaktadır. Kişisel kaygılardan arınmış,
çocuğun tarafsız konumunun farkında olunduğu çalışmalar ile
yaklaşımlar bugün en çok eksikliğini hissettiğimiz konulardır.
Şiddet olgularıyla, eğitimdeki problemleriyle, sağlık ve
gelişimdeki sıkıntılarıyla çocuk, bugün her zamankinden daha fazla
sivil yaklaşıma ve uzman bakışına ihtiyaç duymaktadır. Bunu,
peşine ikincil kazançlar eklemeden sadece çocuk için yapabilmek
ise gerekliliktir.
Tıbbın en önemli prensibini çocuk için çalışanlara da
hatırlatmakta yarar olduğunu düşünüyorum.
Önce
zarar verme. |