|

|
AÇIK RADYO SOHBETLERİ
2004 |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
Haftanın Konuğu :
Prof. Dr. Akif
İNANICI
Marmara Üniv.
Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi
Fiziksel İstismar
Polat :
Yeni bir programda yine çocuk haklarının çok önemli bir konusunu
‘Çocukta Fiziksel İstismar’ ı konuşacağız. Konuğumuz Prof. Dr.
Akif İnanıcı. Kendisi Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp
Ana Bilim Dalı öğretim üyesi. Aynı zamanda Çocuğu İstismardan
Koruma ve Rehabilitasyon Derneği Yönetim Kurulu Üyesi. Ayrıca,
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki Çocuk İstismarı Grubunun
koordinatörü, en aktif üyesi.
Çocukta fiziksel istismarı nasıl saptıyoruz, bu tarz vakalara
nasıl yaklaşacağız gibi konu başlıklarımız var. Ülkemizde
fiziksel istismar çok rastladığımız bir olay. Geleneksel disiplin
yöntemi olarak dayak asırlardır toplumda kabul görmüş bir olgu. Bu
kabullenmenin topluma yansıması olarak da gerek evin içinde
gerekse kurumlarda hep dayak olgusuyla karşılaşıyoruz. Bir
tokatla başlıyor daha sonra ceza boyutunu kaybediyor. Sopa
kullanma başlıyor, duvara çarpma, sobaya oturtma gibi eylemlerin
ardından iş öldürmeye kadar geliyor. Çok inanılmaz vakalar gördük.
Akif Bey ile sohpet ederken çok aşırı olmayan bazı örnekler
vereceğiz ancak bilinmelidir ki hakikaten çok dramatik, insanlık
dışı örnekleri de biliyoruz. www.0-18.org adresinden de bu
konularla ilgili tüm bilgilere ulaşmak mümkün.
Fiziksel istismar dediğimizde neyi kastediyoruz? Nasıl tanımlarız
böyle bir olayı?
İnanıcı :
Fiziksel istismarı çok net olarak ‘çocuğun kaza dışı
yaralanmaları’ diye tanımlayabiliriz. Çocuğun kaza dışı
yaralanmalarını da iki türlü sınıflandırabiliriz; ‘aletli’ yada
‘aletsiz’ şeklinde. Aletsiz yaralanmalar; tokattan başlayarak
tekme, yumruk gibi uzuvlar kullanılarak gerçekleştirilen
yaralanmalardır. Aletli yaralanmalar ise; adı üzerinde, herhangi
bir alet kullanarak, bunlar bir kayıştan tutunda bir sopaya kadar
geniş çerçevede herhangi bir aletle olabilir, gerçekleştirilen
yaralanmalardır.
Polat :
Bu
istismarın uygulanış şekline göre bir sınıflama. Tabii istismara
bağlı yaralanmaları da fiziksel yaralanmalar ve ruhsal
örselenmeler olarak sınıflandırabiliriz. Fiziksel yaralanmalardan
bahsedecek olursak sıklıkla ne tür yaralanmalarla karşılaşılıyor?
İstismara dair izler nasıl takip ediliyor?
İnanıcı :
Fiziksel istismara bağlı yaralanmalar bölgeye göre yada oluşan
lezyonun şekline göre tanımlayabilir. Bölgeye göre dediğimizde
örneğin; deri yaralanmalarında travmaya bağlı olarak oluşacak bir
sıyrık, ekimoz (morluk), yada yırtık tarzında bir yaralanmanın
rengi, oluştuğu bölge bize fiziksel istismarı tanımlar. Bundan
ayrı olarak deride meydana gelen yanıklarda olabilir. Yanıkların
şekli ve bulunduğu bölgede yanığın bir istismara bağlı olup
olmadığı hakkında çok önemli ipuçları verir. Bunların ötesinde
kırıkların nerelerde olduğu, ne zaman olduğu ve şekilleri de
istismara işaret etmede değerlendirilir. Yaralanmaların şiddeti de
ipuçları verir. Örnekleyecek olursak; çocuklar genellikle oynarken
kazayla düşerler. Özellikle kafa bölgesinde meydana gelen
yaralanmalarda kemikle deri arasında herhangi bir yumuşak doku
bulunmayan kısımlarda oluşan yaralanmalar bize kazayı
gösterecektir. Örneğin, zigoma
kemiği dediğimiz şakak kemiğinin üstünde oluşan bir ekimoz
bize daha çok bir kazayı düşündürür. Ancak, bu bölgelerin dışında
kalan yumuşak bir dokuda; yanağın üstünde oluşacak karşılıklı iki
ekimoz - özellikle yuvarlak tarzdaki ekimoz - bize istismarı
gösterecektir.
Polat : Çocuklar
çok hareketli oluyorlar ve hakikaten kazayla yada kendi aralarında
itişip kakışmalarıyla meydana gelen birçok farklı ve çok sayıda
lezyonla, yaralarla gelebiliyorlar. Bunun gerçekten bir istismar,
bir şiddet gösterisi sonrası mı oluştuğu yoksa bu çocuğun kazaya
mı maruz kaldığı sorusu bizi çok meşgul eder. Kazayı ve istismarı
birbirinden ayıredebilmek çok önemli. Birçok vakada çocuk kendini
iyi hissetmediği için, orasında burasında yaralar olduğu için,
hafif bir baygınlık geçirmiştir onun için acile getirilir. Burada
hekim yaralanmanın hikayesini sorar. Anne-baba çoğu vakada çocuğun
kazayla düştüğünü, kardeşinin oynarken çocuğu ittiğini, çocuğun
oynarken kendini birden bire fena hissedip düştüğünü ve
yaralandığını söyler. Bu bir ‘iki ucu keskin bıçak’ meselesi.
Hekimin duyduğu cevap doğru mu yoksa anne-baba çocuğu dövdü de
saklıyorlar mı? Bu ayrımı yapabilmek çok önemli. Bir tarafta
gerçekten çocuğunu çok seven anne-baba olabilir ve bunları
istismar ile suçlamak çok zalimce olacaktır. Diğer taraftan
istismar varsa da bu atlanırsa çocuğa büyük zalimlik olmuş olur.
Kaza ile istismarı nasıl ayırd edeceğiz?
İnanıcı :
Yaralanma vakaları doğrudan acile getiriliyorlar ve çocuğun ilk
muayenesi acil hekimleri tarafından yapılıyor. Burada hekimlerin
çocuk yaralanmaları konusunda çok duyarlı olmaları, gözlerini açık
tutmaları gerekiyor. Konuyla ilgili eğitim almış olmaları çok
önemli. Hekimlerin öncelikle bu tip vakaların olabileceğini
akıllarında tutmaları gerekiyor. Olguya şüphe ile yaklaşılması
ancak tabii kesin emin olana kadar da ailenin rencide edilmemesi
çok önemli.
Böyle bir vaka hastaneye geldiğinde bir takım öyküsel ve
davranışsal faktörler aslında hekime ışık tutar. Davranışsal
faktörler dediğimizde; ilk çocuğa baktığımızda yüzünün donuk ve
ifadesiz olması yada çocuğun korkuyla anne-babayı tamamen
reddetmesi, onlardan çekinmesi, anne-babanın kazayla
yaralanmalarda olduğunun aksine çocuğa tamamen duygusuz olarak
yaklaşması istismara dikkat çekici olacaktır. Çocuğun
yaralanmasıyla hastaneye getirilmesi arasında geçen sürenin iyi
tespit edilmesi ise öyküsel bir faktördür. Yaralanmadan bir veya
birkaç gün sonra çocuğun hastaneye getirilmesi hekimde her zaman
şüphe uyandırmalıdır. Çocuğunu gerçekten seven ve onu koruyan
aileler yaralanmanın hemen akabinde çocuğu hastaneye koştururlar.
Ayrıca lezyonlar ile öykü arasında da farklılıklar aranmalıdır.
Buna bir örnek verecek olursak; 5 yaşında bir çocuk yaralanma
nedeniyle üniversite hastanemizin acil servisine getirildiğinde
acil çocuk hekimlerinin muayenesi sonucunda tüm yüzde, her iki
kulakta ekimozlar ve tüm saçlı deri altında
hematom (kanın deri altında
birikmesi) tespit edildi. Çocuk çok dramatik bir görünüm
içindeydi. Çocuğun yanında annesi ve yengesi vardı. Çocuğun
muayenesinden sonra hem anne hem de yengeyle ayrı ayrı
konuştuğumuzda her ikisi de bize aynı öyküyü anlattılar. Çocuk
anne ve babadan ayrı olarak onbeş gündür dayı ve yengeyle
kalıyordu. Hastaneye getirilmesinden 3-5 gün önce çocukla dayı
oynarken her ikisinin kafasının kazayla çarptığından bahsettiler.
Öyküyü değerlendirecek olursak; böyle bir çarpma sonucu sadece bir
morluk belki de daha şiddetli bir çarpma düşünecek olursak aynı
yerde yırtık tarzında bir yara oluşabilirdi. Buna dikkat
çekildiğinde anne ve yenge, dayı ile çarpışmadan bir gün sonra
çocuğun yere düşüp kafasını çarptığı ikinci bir kazadan
bahsettiler. Böyle bir yaralanmada da düşüneceğimiz şey belki öbür
şakağın üstünde de bir tane ekimoz olmasıdır. Ancak, çocuğun
muayenesinde yüzde ve kafada çok sayıda ekimoz ve tüm saçlı deri
altında hematom tespit
edilmişti. Öyküyle lezyonlar kesinlikle birbirini tutmuyordu. Bu
çelişkiyi bir istismar bulgusu olarak niteledik ve en yakın adli
yetkiliye; hastane polisine durumu bildirdik. Olgu böylece hukuki
soruşturma altına girdi.
Polat :
Hekimin gerçekten çok titiz davranması gerekiyor. Burada mühim
olan sadece çocuğun yaralarını iyileştirmek değil aynı zamanda
çocuğun istismara uğrayıp uğramadığını tespit etmek. Eğer bir
istismar mevcutsa da bunu farkedemiyorsak, hastaneye bu sefer
yaralı olarak gelebilen çocuğun ileride ölüsünün gelebileceği
gerçeğini aklımızdan hiç çıkartmamalıyız. Ancak, maalesef çok
sayıda vakanın atlandığını görüyoruz. Bu doktorların anne-babanın
çocuklarına böyle birşey yapabileceğine ihtimal vermemelerinden
kaynaklanıyor olabilir ama daha çok istismarı tespit ettikten
sonra uygulanacak prosedür onları yıldırıyor. Vaka saptandıktan
sonra polise bildirilmesi gerekiyor. Daha sonra mahkemeden şahit
olarak çağrılacaklar ve dinlenecekler. Üstelik ‘polis’ ve
‘mahkeme’ kavramları insanlarımızda hala huzursuzluk yaratıyor.
Tam anlamıyla ‘bulaşmak’ istemiyorlar. Ancak unutulmamalı ki eğer
o çocuğa o gün müdahale etmezseniz yarın o çocuk ölmüş şekilde
gelebilir yada kardeşi aynı durumda olabilir.
On
yıl kadar önce Konya’da bir olay yaşandığını hatırlıyorum. Vaka
hastaneye geliyor, hemşire doktora bu vakada çocuğun annesinden
çok kötü dayak yediği gerekçesiyle bir istismar olma ihtimalinin
çok yüksek olduğu konusunda uyarıyor. Doktor, aileye sorulduğunu,
çocuğun düştüğünü söylediklerini ve daha fazla konunun üstünde
durulmamasını söylüyor. İki hafta sonra aynı çocuk sürekli ve
şiddetli dayak yemesi sonucu bu sefer ölü olarak karşımıza çıktı.
Bu tip vakaların sayısı az değil.
Örnek olaylara baktığımızda hekimlerin hakikaten çok duyarlı
olmaları ve aynı zamanda da çocuk fiziksel istismarı üzerine
uzmanlaşmış olmaları gerekli. Ne tür fiziksel yaralanmalar hekime
bir istismarın sözkonusu olduğunu işaret eder?
İnanıcı :
Hemen aklıma gelen bir tanesi; üst dudağın altında
frenulum dediğimiz bir et
parçası mevcut. Burada meydana gelmiş bir yırtık tipik bir
istismar göstergesidir. Burada görülecek yırtık kesinlikle düşme
sonucu olamaz. Burada yırtık oluşması sadece bir biberonun yada
yetişkin elinin iç kısmıyla buraya vurulup çevrilmesi (burkulması)
sonucu olabilir.
Bunun dışında bir takım yanıklar vardır ki bize doğrudan olayın
bir istismar olduğuna işaret eder. Örneğin, çocuğun özellikle
kalça bölgesinde araba lastiği görünümü dediğimiz; kalçanın orta
bölgesinin sağlam ama çevresinin geniş bir daire şeklinde yanması
sadece çocuğun sıcak su dolu küvete şiddetle oturtulmasıyla
mümkündür. Küvete şiddetle temas eden bölge kalçanın tam ortası
olduğu için oluşan baskı nedeniyle burası yanmaz. Bu tip bir yanık
hiçbir zaman çocuğun sıcak su dolu bir kaba düşmesi, oturmasıyla
olmaz. Çocuk kazayla sıcak suya düşerse kalçanın tamamında yanık
oluşacaktır. Aslında haşlanma tarzı yanıklar da bize istismar
ipuçları verir. Örneğin, yüzün yukarısından başlayıp da aşağıya
doğru sıcak bir sıvının aktığını gösteren yanık tarzı bunun bir
kaza vakası olduğunu anlatır. Suyun ilk temas ettiği bölgedeki
yanık derin olacak, aşağıya doğru aktıkça yanık giderek
hafifleyecektir. Buna karşın farklı bölgelerde aynı şiddette yanık
olması bölgeye sıcak suyun fırlatılmış olması ihtimali üzerine
bizi düşündürmelidir. Böyle bir olgu ile karşılaşmıştık. Baba
çocuğa sinirlenmiş ve elindeki sıcak kahveyi ona doğru fırlatmış.
Çocuğun beş ayrı noktasında; korunmak için kolunu kaldırdığı zaman
ön kolun dış yan tarafında, omuzunda, çene alt kısmında ve yüzde
farklı bölgelerde, aynı şiddette yanık tespit edilmişti.
Polat :
Bazı
fiziksel istismar olgularında ise karşımıza kırıklar çıkıyor. Deri
üzerinde ve altında oluşan yaralanmalar dışında kırıklarla da
karşılaşıyoruz. Kazayla düşen bir çocukta da kırık oluşabiliyor.
Kırıklarda istismarı nasıl tanırız?
İnanıcı :
Yine öykü ile kırıkları birlikte analiz etmek iyi olacaktır. Bunun
yanında fazla sayıda kırığın diğer lezyonlarla birlikte görülmesi
veya çocukta eski kırık izlerine rastlanmasıda istismara işaret
edebilir. Eski kırıklardaki kaynamaların şeklinden çocuğun tedavi
görüp görmediği anlaşılabilir. Çocuktaki kırığın farkına varmamış
yada tedavi ettirmemiş ailenin çocukla ilişkisinde yanlışlar
olduğu açıktır. Kaburga kemiklerinde birden fazla kırık olupta hiç
doktora gitmeden iyileşmiş vakalar var. Ailenin eski kırıkların
nasıl olduğuna dair net açıklamalarının olup olmadığına da dikkat
edilmelidir.
Polat :
Çocuğa uygulanan bunca şiddetten sonra çocuk haklarının temel
ilkelerinden bir tanesinin de çocuğun vücudunun kendisine ait
olduğunu özellikle vurgulamak lazım. Bu sadece cinsellik anlamında
değil, dayağı da kapsıyor. Bir erişkin başka bir erişkine tokat
attığı zaman kavga çıkıyor, olaylar oluyor, mahkemelere yansıyor.
Bir erişkin çocuğu dövdüğü zaman ise hiçbir şey olmuyor. İnsan
yaşıyla büyüyen bir değere sahip değil. Birey çocukken de değerli.
Dayak günlük yaşamda var. Dinleyenlerimizin arasında da mutlaka
bir gün bir şekilde çocuğuna vurmuş olanlar vardır yada en azından
çevresinde bunu yaşamış olanlar vardır. İstismarın tanınmasında
hekimlere düşen görevden bahsettik ama sorumluluk sadece
hekimlerde değil tabii ki. Hepimiz çevremizde çocuklara yönelik
olası istismarlar konusunda gözümüzü açık tutmalıyız. Bir
istismarı tespit ettiysek bu konuda neler yapabiliriz?
İnanıcı :
Yapılacak en doğru şey olayı en yakın karakola veya Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na (SHÇEK) bildirmek olacaktır.
Bir başka başvuru yeri ise Baroların Çocuk Hakları Bölümü
olabilir. Son günlerde güvenlik güçlerinin çok ileri çalışmaları
var. Yakın çevremizde bile artık çocuk polisi birimleri mevcut.
İstismarı buralara bildirmek yeterli olacaktır.
Polat : Toplumun
bu şekilde bilinçlenmesi gerçekten çok önemli.
Sürekli eğitimlerle ve
kampanyalarla toplumun her kesimine ulaşılması gerekli. ‘Toplumun
her kesimi’ çünkü özellikle çocuk konusu herkesi ve her kurumu
ilgilendiriyor. Çocuklar toplumların yarınlarını
şekillendirecekler. Dolayısıyla bizim için hayati değeri olan
çocuklarımıza uygulanan fiziksel istismar olgularında
multi-disipliner bir çalışma var. Birlikte çalışan bu uzmanların
da eğitimleri sözkonusu tabii. Hangi uzmanlık alanları fiziksel
istismar konusunda birlikte çalışıyorlar ve tabii her birinin
fonksiyonları neler?
İnanıcı :
Adli tıp uzmanları olduğumuz için akla ilk gelen bu oluyor. Bir
bilirkişilik müessesesi olarak adli tıp raporlama yapıyor.
İstismarın kanıtlanması ve bunun raporlanması görevi adli tıpa
ait. İlk basamaktan başlayacak olursak çocuk getirildiği acil
serviste acil hekimi tarafından veya çocuk servisine getirildiyse
çocuk hekimi veya cerrahı tarafından muayene ediliyor. Burada
muayeneyle lezyonların tanımlanması ve tabii tedavisi yapılıyor.
Ardından çocuk psikiyatristleri; özellikle çocukta fiziksel bir
yaralanma yoksa, ruhsal örselenme durumunu tespit ediyorlar. Bunun
saptanması bizim için çok önemli. Tüm bunlar yapıldıktan sonra
adli tıp raporlamayı yapıyor ve artık devreye çocuk polisi ve
sosyal hizmet uzmanları giriyor.
Polat :
Burada özellikle belirtmek, altını çizmek istediğim bir husus var.
Türkiye’de çocuk polisi çok sayıda ilimizde örgütlenmiştir.
Emniyet bu konuda çok başarılı bir çalışma çıkartmıştır. Kendi
bünyesinde çocukla çalışabilen, çocukla iletişim kurabilen bir
ekibi de oluşturmaya çalışıyor. Giderek artan bir iyileşme
sözkonusu. Ancak çocuk polisinin aksine sosyal hizmet uzmanları
açısından durum farklı. Aslında dünyada çocukla ilgili söz sahibi
olanlar sosyal hizmet uzmanları. Türkiye’de de böyle olmalı ama
bizde sosyal hizmet uzmanı sayısı çok az ve dolayısıyla çok sayıda
olgu karşısında verebildikleri hizmetin kalitesi yetersiz oluyor.
Oysaki sosyal hizmet uzmanının çok önemli görevleri var. Biraz
bundan bahsedelim.
İnanıcı :
Çok sayıda vakada bizler kararsız kalabiliyoruz. Kaza mı, istismar
mı tam tanımlayamıyoruz. İstismar şüphesi olduğu durumlarda bu
vakaların izlenmesi gerekiyor. Çocuğun evinde, kendi çevresinde
sosyal hizmet uzmanları tarafından izlenmesi çok önemli. Sosyal
hizmet uzmanı ev ziyaretleri yaparak çocuğun ve ailesinin
durumunu; kaç kardeş, sosyal statü, ekonomik durum gibi açılardan
inceler ve raporlar. Burada istismar doğrudan raporlanabileceği
gibi, rapor hekimlerin bulgularını destekleyici de olabilir. Bu
açıdan sosyal hizmet uzmanının görevi çok önemlidir. Buna rağmen
Türkiye’de sosyal hizmet uzmanı yetiştiren tek bir okul var. Bu
büyük bir eksiklik.
Polat :
Sonuç olarak fiziksel istismar konusunda toplumun bilinçlenmesi
çok önemli. Mühim olan çocuğun en baştan istismar edilmemesi.
Yurttaşların gördükleri istismar olaylarının farkına varmaları ve
bunları ilgililere iletmeleri vatandaşlık görevleridir. Bunun
ötesinde bu tip olguları saptayabilmek için ilgili uzmanların
hizmet-içi eğitimlerinin yapılması gereklidir. Prof. Dr. Akif
İnanıcı ile çocukta fiziksel istismar konusunda sohpet ettik.
Kendisine çok teşekkür ediyorum.
|